31 Temmuz 2010, Cumartesi

Ağın Oyunları

Serkan GÜZEL tarafından yazıldı. Şubat - 14 - 2010

AĞINDA OYNANAN ÇEŞİTLİ OYUNLAR

YUMRUK OYUNU 

 “Yumruk oyunu” özel müziği eşliğinde, müziğin ritmine uyularak oynanan bir oyundur. İki gruba ayrılan oyunculardan biri ritmik yürüyüş ve koşmalarla gezinirken diğer gruptan biri onun arkasından, gene ritme uyarak gider. Fırsatını bulduğu zaman arkasına yumruğunu vurmaya çalışır. Önde giden çeşitli manevralarla yumruğu savuşturmaya, etkisini azaltmaya çalışır. Özellikle köyler arasında yapılan oyunlar rekabeti yarattığı için, tehlikeler arzetmeye başlamıştır. Vurulan yumruğun etkisiyle ağzından burnundan kan gelen oyuncular olmuştur. Son elli yıldır bu oyun oynanmıyor.

Ü OYUNU

 Çocuklar ve gençler tarafından genellikle akşam oynanan bir oyundur. Oyun iki grup halinde oynanır. Saklanacak olan grup, çevreden uzaklaşır ve bir yerde gizlenir. Aradan belli bir süre geçtikten sonra arayan grup Ü deyin Ü üüü diye bağırır. Saklanan grup uzaklardan ve derinden Ü üüü diye cevap verir, sesin geldiği tarafa gidilir, çevre didik didik aranır. Saklananlar bulununca bu sefer diğer grup saklanır.

Bu oyundan başka çevremizde; Ceviz oyunu, Badem oyunu, Eğir oyunu, Çelik-Çomak oyunu, Yedi tuğla oyunu, Çılfıstık oyunu ve Ağaç üzerinde ebe oyunu oynanır.

Ü oyunu ile ilgili çevrede bir olay anlatılır. Bir gün Kohpinik (Baraj suları altında kaldı) köyündeki gençler bu oyunu oynarlar, saklanacak olan grup köyün dışına çıkar ve çevrede bilinen bir mağarada gizlenirler. Diğer grup bunları sabaha kadar arar fakat bir türlü bulamazlar, bunun üzerine evlerine dönerler. Saklanan grup eresi günü öğlene kadar mağarada bekler. Oradan geçmekte olan bir yolcuya, Bizim köye gidin, arkadaşlarımıza söyleyin gelip bizi buluyorlarsa bulsunlar, yoksa dışarıya çıkarsak oyun bozulur.

KALE KAPMACA 

 Çocukların ve gençlerin oynadıkları bir oyundur. Bu oyunu oynamak için küçük bir tümseğin olması gerekir. Bu tümsek kimi kez bir gübre yığını, kum ya da topraktan oluşmuş bir tepeciktir. Kaleye (Tepeciğe) çıkan bir kişiyi (ebeyi) diğer kişiler iterek oradan indirmeye çalışırlar. Ebenin görmediği taraflardan gelerek iten, onu oradan indiren ebenin yerine geçer. Bu oyun dikkat ve güç isteyen bir oyundur.

 KİRİŞ KIRMACA

En çok harmanlarda, düz ormanlarda oynanır. Bir duvarın dibinde çizgiyle belirtilen alan ebenin evi olur. Diğer oyuncuların hareket edecekleri alanların sınırları belirlenir. Ebe evine girer. Ellerini parmakları birbirine geçmiş şekilde diğer arkadaşlarını vurmak (ebelemek) için onları kovalamaya çalışır. Ebe birini vurursa, vurulan ve ebe en çabuk şekilde ebe evine kaçarlar. Diğer oyuncular bunların sırtına yumruk vurmaya başlarlar. Vurma işi ebe evine girene dek sürer. Her defasında vurulan ve ebe el ele tutarak tekrar diğer oyuncuları vurmaya çalışır. Ebelerin birer eli serbest için serbest eliyle vurabilir. Diğer elleriyle birbirlerini tutmuşlardır. Gizlice arkadan gelerek onların elini çarpıp açarlarsa “kiriş” kırılmış olur. Ebeler evlerine kaçarken yumruklar gene vurulmaya çalışılır. Her defasında kaçanlar ebelendikçe kiriş büyür, kaçanları kaçanları vurmak kolaylaşır. Ebelere vurulmadan en sona kalan oyuncu birinci seçilir. Ebe olmaya hak kazanır.

Bu oyun birlikte hareket etmeyi, çevikliği, kurnazlığı ve gücü gösterir.

 ÇELİK OYUNU (ÇELİK ÇOMAK)

Unutulan oyunlardan biridir. Oynamak için harman ve tarla gibi geniş alanların olması gerekir. Oyun için tuğludan biraz büyük iki taş 20-25 cm. aralıklarla düz bir zemine koyulur (Kale denir). Daha önceden özellikle karaçalı ağacından hazırlanan çelik (20 cm. kadar) ve değnek ( çomak 80-100 cm.) olması gereklidir. Çeliğin iki ucu ve değneğin (çomağın) çeliğe vurulacak ucu 45 derecelik açıyla kesilmelidir.

Çelik iki taşın üstüne koyulur. Oyuna bir oyuncu başlar. Diğer oyuncular çomağın vurularak gideceği yerleri tahmin ederek beklemeye başlarlar. Vurulacak çomağı havada yakalayan oyuncu, oyuna kendisi başlar.

Oyuncu çeliği iki taşın arasına koyduktan sonra elindeki değneğin ucuyla çeliğin ortasından onu yarım metre kadar havaya kaldırıp bütün gücüyle vurmaya çalışır. Vuramazsa bu boşa giden hamleye “fıt” denir. Bir oyunda üç fıt hakkı vardır. Üçünde de vuramazsa oyun hakkını kaybeder. Eğer vurmuşsa oyun başlamıştır. Uzaklara düşen çeliği alan diğer oyuncu çomak ve taşları elindeki çelikle vurmak için atışını yapar. O anda eldeki çomak iki taşın arasına koyulmuştur. Atılan çelik, 

çomağa ya da çomağın yanındaki (kaleye) taşlara dokunursa, oyuncu oyunu oynama hakkını kaybeder. Değmemişse, çomağı eline alan oyuncu üç vuruşluk oyuna geçer. Çeliği bir çomak hareketi ile havaya kaldırır var gücüyle vurur. Bu birinci vuruşun adı,; (merek) ikinci vuruşun adı, ikisendirek, 3. vuruşun adı üçe berekettir. Üç vuruş sonunda çeliği eline alan oyuncu kaleye (taşlara) kadar adımlarını sayarak gelir. Baştan belirlenen rakamı bulan oyunu bir sayı kazanmış olur.

Tehlikeli bir oyundur, artık unutulmuştur.

 GÜVERCİN TAKLA

Erkekler arasında oynanan bir oyundur. Oyuncular dörderli gruplar oluşturur. Oyuna başlayacak (yatacak denir) dört kişiden ikisi sırt sırta döner, birbirlerine arkalarını yaslar, öne doğru eğilir elleriyle dizkapaklarını sıkıca kavrarlar. Diğer iki arkadaşları eğilmiş olan iki arkadaşlarının altına saklarlar.

Diğer gruplar bu yatanların üzerinden kasadan atlar gibi takla atarak geçerler. Takla atamayan, yandan düşen, koyulan kurala uymayan olunca yatan grup kalkar; kural ihlali yapan grup onların yerini alır. Çok oynanan oyundur.

 UZUN EŞEK ( Sellek Seksen)

Erkekler arasında oynanan bir oyundur. Oyuncular iki gruba ayrılır. Önce, yatacak grup belirlenir. İlk yatacak gruptan bir kişi sırtını duvara dayar. İkinci arkadaşı eğilerek onun belinden kavrar, omuzunu arkadaşının karın boşluğuna getirir. Diğer arkadaşları da eğilenin belini kavrayarak ve eğilerek uzun bir kasa şeklini alırlar.

İkinci gruptan en çevik olanlar başta olmak üzere sıraya geçerler. Koşarak gelir ellerini en ileriye koyarak yatanların üzerine eşeğe biner gibi binmeğe ve orada son arkadaşının atlayacağı zamana kadar durmaya çalışır. Son atlayan oyuncu da atladıktan sonra yukarıdakiler (binmiş olanlar) hep bir ağızdan << sellek seksen doksan yüz; blorik blorik yüz<< der ve inerler. Eğer atlayan bir oyuncunun ayağı yere değerse, ileri atlayamadığı için arkadaşlarına yer kalmazsa, yatanlar kalkar, düşenler yatalar. Eğer atlayanlar düşmeden tekerlemeği tekrar ederlerse yeniden atlama hakkına kazanırlar.

AYAK-KARIŞ 

 Kızlı erkekli oynanan oyunlardandır. Oyuncular ikişerli grup oluştururlar. İlk ikili karşılıklı oturur, bacaklarını birbirine doğru uzatarak ayak tabanlarını birbirine yapıştırırlar. Diğer gruplar o engelin üzerinden atlarlar. Son oyuncu da atladıktan sonra oturanlar bir ayağının topuğunu diğer ayağının ucuna koyarak engeli yükseltir. Hiç engele değen olmazsa aynı oyuncular ebeliğe devam ederler. Her hangi bir evrede engele temas eden olursa eşiğle birlikte ebe olur, en baştan oturarak engelleri sırayla koymaya başlar. Çok eğlenceli bir oyundur. Büyak küçük herkesin oynayacağı bir oyundur.

 BEŞ TAŞ (Pap Oyunu)

Kız ve erkekler tarafından oynana bilen oyunlardandır. Bireysel bir oyundur. Araç ise misket büyüklüğünde düzgün taşlardır. (Beş adet)

Düz bir zeminde oturarak oynanır. Oyuna başlamadan tek el ya da iki elle mi taşın tutulacağına karar verilir. Oyun etapları; birler, ikiler, üçler, dörtler ve kale ismiyle söylenir. Son bölüme geçilir. Ele alınan beş taş oyun etabına göre yere yavaşça saçılır. İçinden bir taş alınır. Alınan taş havaya atılır o anda yerden bir taş kapılır ve yukarı atılan taş yere düşmeden tutulur. Yerdeki taşlar bu düzende toplanır. İkinci etapta (ikilerde) taşlar yerden bir harekette ikişer ikişer alınır. Üçlerde üç taş bir hamlede, geriyi kalan bir taş diğer hamlede alınır. Dörtlerde tek taş havaya atılır, diğer dört taş yere toplu bırakılır. Tutulan taş tekrar havaya atılır yerdeki dört taş bir hamlede alınır; havadaki taş yakalanır. En zor etap budur. Beşlerde ise bir taş havaya atılır işaret parmağı yere sürülür havadaki taş tutulur. Sıra kale oynamaya gelmiştir.

Sol elin işaret parmağı, orta parmağın üzerine konur, (küsme işaretinde olduğu gibi) baş parmak ve orta parmakla C harfine benzeyen pozisyon yapılıp uçları yere konur. Buna köprü denir. Sağ eldeki taşlar bir hareketle saçılır. Rakip oyuncu bu taşlardan birini gösterir. Bu taşa dokunmadan diğer üç taş her biri üç hamleden fazla olmamak şartı ile beşinci taş havaya atılıp tutulana kadar köprünün altından geçirilir. Üç taş köprünün altından geçirildikten sonra sıra dördüncü taşa (kaleye) gelir. Kale tek hareketle köprünün altından geçirilecektir. Yukarıdaki kuralların tümüne uyulmuşsa sıra rakibe ceza vermeye gelir. Rakip bir elini açarak yere koyar. Oyunu başarıyla bitiren oyuncu eline aldığı bir taşı havaya atıp, attığı elle rakibin elini <<el yağlamacı>> diyerek yağ sürer gibi yapıp taşı tutar, taşı ikinci kez atıp tutarken <<bal yağlamacı >> üçüncü kez << akrep sokmak>> derken elin üstünü tırnağı ile sıkar; dördüncü kez biraz haşinleşir: <<çıtırıram çındak>> diyerek tırmalamayı yaptıktan sonra son darbeyi <<kör tokmak>> diyerek yerdeki elin üzerine kuvvetli bir yumruk vurarak oyunu tamamlar.

 KÖŞE KAPMACA

 Kızlı erkekli oynanan oyunlardandır. Özellikle belirgin işaretlerin (ağaç, taş, duvar köşesi vb.) olduğu alanlarda oynanır. Bir ebe seçilir, alanın alanın ortasına gelir. Diğer oyuncuların her biri bir kale (köşe) seçer. Oyuncular karşılıklı işaretleşerek yer değiştirirken ebe onların boş bıraktığı köşeyi kapmaya çalışır. Eğer bunu başarırsa köşe kapamayan ebe olur. Oyun çeşitli kandırmacalar la devam ettirilir. Yurdun çeşitli yörelerinde de oynanan bir oyundur.

 SİRİM ÇEKME

Deri ve Bağırsaktan Yapılan İpe Sirim Denir. Özellikle gençler arasında (üç kişi) oynanan bir oyundur. El çabukluğu ve dikkate dayalı can acıtan bir oyundur.

Oyuncunun biri ortaya oturur, bacaklarını biraz geriye çekerek bir ayağına 50 cm. kadar sağlamca bir ipi bir ucundan bağlar (kemer ve ya eşarp olabilir). Hemen yanına diğer iki oyuncu oturur. Sirimciyle aralarında yarım metre mesafe vardır. Sirimciye yakın bacakları diz kapağına kadar çıplaktır. İki oyuncunun elinde birer sopa vardır.

Ortada oturan sirimci ayağına bağladığı ipi elleriyle hafifçe kavrar, çekermiş gibi yaparken boşta kalan elinin tersiyle yanındakilerin kendi eline vurmayacağı şaşırtma ve çabuklukla vurur., tekrar sirim çekme işine koyulur. Elinde sopa ile bekleyenlerin canı yandıkça daha dikkatli olmaya çalışırlar. El hareketi çok çabuk olduğu için bacakları kızarır, yanar. Çok ender olarak sopayı isabet ettirirler. Bu nedenle herkes güvenip yanlara oturmaz. Yöremizde oynanmaktadır.

 Yöremizde, yukarıda yazılanların dışında daha birçok oyun vardır. Bir kısmının isimlerini anımsatarak son noktayı koyalım.

 OYUNLAR: Birdirbir, Bıli bıli, Mendil kapmaca, Tavşan kaç tazı tut, Yedi taş (Topla oynanan), eviz oyunları, Güreş tutma, Uzun ve yüksek atlamalar, Haldır hop (tahterevalli), Topaç çevirme, Üç taş, Dokuz taş vb.

Popularity: unranked [?]

HE-YOĞ ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ

Zamanın birinde Ağın’dan biri Erkan Yolaçın Evet, Hayır yarışmasına katılmış. Tabi Erkan Yolaç’ın tüm çabalarına rağmen bizim Ağın’lı ne evet ne hayır demiş.

Ağın’lı Tahtasız Hoca

  Ağın İlçe Halk Kütüphanemize Manas Yayıncılık tarafından birçok kitap hediye edildi. Kendilerine ilgileri için teşekkür ediyorum. Uzun süredir okumak [...]

İbretlik İki Hikaye

Unutamadığım ve beni derinden etkileyen iki olayı sizlerle paylaşmak istedim.

Ağın Tuzak Kurma !!!

İlçemizde bahçesi olan bir çok kişi, su ve toprak koşulları yeterliyse imkanları ölçüsünde bağında, bahçesinde meyve ağaçları dikiyor, sebze yapıyor. Şimdi diyeceksiniz bun da ne var. Adamın kendi bahçesi kim karışır

Aynı Dağın Kekliği

Keklik yakalamak için tuzaklar vardır. Önce dağdan yabani bir keklik bulursun sonra onu evde evcileştirirsin. Bir süre sonra dağda uygun bir yere tuzakları serersin

Ağın Meslek Yüksek Okulu Hayali

Kim istemez Ağın’da Meslek Yüksek Okul Açılmasını? Ama istemek yetmiyor. Girişimde bulunmak ve harekete geçmek de gerekiyor.

Ağın Düğünleri

AĞIN DÜĞÜNLERİ Bize Ağın’da Kebanlı, Keban’da Ağınlı derler. Hem Keban’lı ve hem de Ağın’lı olmak ne kadar güzel aslında. Nedeni, [...]