"ağın,agın,ağın fıkraları,ağın türküleri,ağın haber,Elazığ,elazığ resimleri,elazığ haber,elazığ müziği,harput,çaydaçıra,elazığ ilçeleri,folklor"/>
5 Eylül 2010, Pazar

Hakkımızda

Serkan Güzel tarafından yazıldı. Aralık - 29 - 2009

Site Kurucusunun Hayat Hikayesi

Tarih 27 Ocak 1983  Elazığ’ın Ağın İlçesinde, Yukarı Andiri Köyünde Dünyaya gelen Serkan Güzel’in Hikayesi
 
 Her insanın bir hikâyesi vardır. Bu hikâyede kahramanlar ve yerler değişse de değişmeyen bir gerçek vardır. Doğarız, büyürüz yaşarız ve ölürüz. Ne doğmak bizim elimizdedir ne de ölmek ama yaşamak bizim elimizdedir.
İşte bir yaşam öyküsü;
Elazığın, Ağın İlçesinin Andiri Köyünde iki katlı bir evde gözlerimi dünyaya açtım. Bu evden çok insana konakta yaşıyor hissi veren büyük bir köy eviydi. Evin üst katında büyükçe bir kiler bulunuyordu. Biz buraya karanlık kiler derdik. Lambası da vardı ama adı çıkmıştı bir kere o bizim çocukluğumuzun karanlı kileri olarak kaldı. Evin kenefi (tuvalati) bu kilerin sonundaydı. Karanlık kilerden geçip tuvalete gitmek ve geri dönmek sırat köprüsüyle eş değerdi benim için. Karanlıkta öcüler çıkarda bizi götürür diye çok korkardım. Zamanla gerçek öcülerin gündüz ortalık da dolaştığını öğrendim.
Evimizin büyük bir salonu vardı. Pencerenin önünde bir sedir duruyordu. Duvarda büyükçe bir duvarhalısı vardı. Bu halının yüzerinde büyükçe bir tavus kuşu içeri girince hemen dikkat çekiyordu. Pencerenin kenarında sedir üstünde bağdaş kurarak oturan dedem (Yusuf Güzel ) asırlık bir çınar gibiydi.  Yaşı ilerlemiş olmasına rağmen çok sağlıklıydı. Kendi evimizde olmak üzere köyde birçok evi yapan yılların ustası kendi köşesine çekilmişti artık. Saçlarına ak düşmüştü ama eski alışkanlıklarını hiç değiştirmemişti. Sabah ezanı okunmadan uyanırdı. Evin önündeki çeşmeden yaz kış abdest almaktan hiç üşenmezdi. Ajansları (Haberleri) hiç kaçırmazdı. Köyün yaşlısı genci dedemi sever ve saygı duyardı. İnsan hayatının en büyük gerçeği olan genciyi yaşlıyı ayırt etmeyen ölüm bir gün dedemi bizden aldı.
 Babannem (Sıdıka Güzel) hatıralarımı ne kadar zorlasam da aklımda pek bir şey kalmamış. Yılların ağırlığını sırtında taşıyormuş gibi beli büküktü. Yaşı ilerlemiş olmasına rağmen köydeki işleri organize eden bilge bir kişiydi. Gençlerin akıl hocası, yol göstericisiydi. Ölüm bir gün bizi ondan ayırdı.
Okul çağı gelip çattığında Malatya’ya yerleştik. Babam (Recep Güzel) Ziraat Bankasında çalıştığı için biz Malatya’da o Ağın’da bir süre sıkıntı çektik.
Özlem sitesinde 5 kattaki evimizi bir türlü sevemedim Mustafa Kemal İlköğretim okulunda birinci sınıfa başladım. Okula gitmeyi hiç istemedim. Köyden gelmenin verdiği çekingenliği o yıllarda yüzerimden bir türlü atamadım. Soruyu bilsem bile parmak kaldırıp tahtaya kalkamazdım. Matematik dersine kafam hiç çalışmazdı. Bu başarılı öğrenci eğitim hayatına birinci sınıfta kalarak büyük bir başarıya imza attı.
Malatya’da ilk defa kırmızı adamlarla karşılaştım. Bunu hiçbir zaman unutamam. Kimdi bu kırmızı adamlar. Okuldan çıktım apartmana girdim. Her taraf karanlık. Lambalar yanmıyor. İyi dedim. Bizim köydeki karanlık kilerin yanında burası hava civa gelir.Dördüncü katta baktım. Amana Allahım o da ne ???? Kırmızı Adamlar. Evet! işte kırmızı adamlar karşımda duruyor. Bunlar kesin öcü. İçimden şehir öcüleri böyle oluyor diye geçirdim. Kırmızı adam beni görünce senin burada ne işin var demesin mi? Titreyerek öcü amca ben eve gidecektim dedim. Ne öcüsü yavrum dedi. Biz itfaiyeciyiz. Apartman yanıyor.
Malatya’dan sonra tekrar Ağın’a zorunlu dönüş yaptık. İlkokulu Abdullah Lütfü ilköğretim okulunda ilköğretim hayatıma devam ettim. İlk öğretmenim Fatma YÜCEL oldu. Okul müdürümüz Mehmet Çelenkti. İlkokulda en yakın arkadaşlarım ise; Necmi Yapıcıoğlu, Savaş Çetin, İbrahim Eralp… 
Liseyi, İbrahim Uçkunkaya Lisesinde okudum. Türk Dili ve Edebiyatı Hocamız Asım Gündüz ve Tarih Hocamız Birgül Akengin bizim o yıllarda en büyük yol göstericimiz oldu.
Sonra uzun uğraşlar sonunda bir baltaya sap olalım diye Üniversite okumaya karar verdim. Ösym sonunda bizden bıktı ve kabul etti. Gazi Üniversitesi Türk Halkbilimi bölümünü kazandım. Nerde okuduğumu millete anlatmakta bugün bile zorluk çekeceğim bu bölümden mezun oldum. Bir sıfır yenik başlasak da eğitim hayatımız böylece sona erdi.
            İnsana hiçbir şey sevdiklerini kaybetmek kadar acı vermez. Bu yazıyı yazınca kaç defa ağladı yavrun…
            Acısıyla tatlısıyla bir yaşam öyküsüdür yazdıklarım. 

Popularity: unranked [?]

Dut Ağacından Masa Yapmak

  Ağın’da kimse farkın da olmasa da bir halkbilimci yaşıyor. Soruyorlar sen ne okudun diye? -Türk Halkbilimi diyorum… EEE. Ne olacan şimdi [...]

Ağın Sandığa Ne Atar?

 AĞIN SANDIĞA NE ATACAK Bu yazıyı sandıktan ne çıkar diye merak edip okuyacaksanız boşuna okumayın çünkü bu amaçla yazılmadı. Bu [...]

Topaç Çevirmeyeli Kaç Yıl Oldu?

   Topaç Çevirmeyeli Kaç Yıl Oldu? Yıllardır çocukların elinde ne bir misket ne de bir topaç görüyorum. Bizim zamanımızın en [...]

Tolla Su İçerdik Bir Zamanlar

  Nerde bir tol görsem aklıma çocukluğum gelir. Her evde duvara asılı bir tol mutlaka vardır. Her çeşmenin başında bir [...]

HE Mİ YOĞ MU GÜNCEL ANAYASA TARTIŞMASI

Zamanın birinde Ağın’dan biri Erkan Yolaçın Evet, Hayır yarışmasına katılmış. Tabi Erkan Yolaç’ın tüm çabalarına rağmen bizim Ağın’lı ne evet ne hayır demiş

Güncel Meseleler

GÜNCEL MESELELER ÜZERİNE KISA YAZILAR KPSS (KAMUYA CEMAATTEN ADAM ALMA SINAVI)     Ülkemizde büyük bir işsizlik sorunu var. Milyonlarca [...]

Ağın’lı Tahtasız Hoca

  Ağın İlçe Halk Kütüphanemize Manas Yayıncılık tarafından birçok kitap hediye edildi. Kendilerine ilgileri için teşekkür ediyorum. Uzun süredir okumak [...]