"ağın,agın,ağın fıkraları,ağın türküleri,ağın haber,Elazığ,elazığ resimleri,elazığ haber,elazığ müziği,harput,çaydaçıra,elazığ ilçeleri,folklor"/> Ağın Kültürü
8 Eylül 2010, Çarşamba

Kemaliye

Serkan Güzel tarafından yazıldı. Temmuz - 1 - 2010

KEMALİYE’NİN KURULUŞU, GELİŞMESİ VE FONKSİYONEL ÖZELLİKLERİ

(The Foundation, Development and Functional Characteristics of Kemaliye)

Kemaliye, Doğu Anadolu Bölgesi Yukarı Fırat bölümünde yer alan 2922 nüfuslu küçük bir kasabadır. Erzincan iline bağlı bir ilçe merkezi olan Kemaliye; 10-11 yüzyılda Fırat nehrinin derin ve dar vadisi içinde kurulmuştur.

Bu çalışmada Kemaliye kasabasının kuruluş yer seçimi analiz edilmiş, eldeki belgeler doğrultusunda alansal gelişimi incelenmiştir. Ayrıca kasabanın geçmiş ve günümüzdeki fonksiyonları Osmanlı ve cumhuriyet dönemine ait belgeler incelenerek hem geçmiş hem de bugünkü durumu karşılaştırılarak ilerleme ve gerileme nedenleri tespit edilmeye çalışılmıştır.

Kemaliye is a small town with population 2922 which is located in the upper Euphrates subregion of East Anatolia region. Kemaliye is a town of Erzincan province and was founded in a narrow and deep valley of Euphrates river in the 10th-11th century.

In this study, the location place of Kemaliye town was analyzed and the locational development was investigated. Besides the past and present situations of the town were studied according to the documents belong to both Ottoman and Republican era. We aimed at understanding the reason for development and retrogression in the region by making a comparison to get the differences between the past and present situations of the town

GİRİŞ

Kemaliye kasabası Doğu Anadolu bölgesinde, Erzincan iline bağlı bir ilçe merkezidir. Kasaba, batıdan 2800 metre yükseltisi ile Yama dağı , doğu kesiminde ise 3000 metreleri bulan yükseltiyle Munzur (Mercan) dağları tarafından çevrelenmiştir. Kemaliye, Erzincan ovasını doğu-batı yönünde aktıktan sonra kuzey-güney yönünde iç Doğu Toroslar’ı aşan Fırat nehrinin (Karasu) açmış olduğu, dar ve derin vadinin nispeten genişlediği batı kesiminde kurulmuştur.

Kasaba yerleşim sahası göl kıyısında 850 metrelerde başlamakta ve yamaç boyunca 1000-1100 metrelere kadar uzanmaktadır. Vadi kenarında yer alan kasaba 12 km’lik bir hat halinde lineer bir gelişme gösterir. Hat boyunca dereler ve eğimli alanlar yerleşim için uygunluk arz etmediğinden yerleşim sahası kesintiye uğramaktadır. Bu durum gerek mahallelerin birbirleriyle fiziksel bağlantısını gerekse de fonksiyonel arazi kullanımını etkilediği için şehir içi arazi kullanımında bir dağınıklık göze çarpar.

Bizans ve Osmanlı devleti zamanında kuzey-güney arasında geçiş sağlayan ulaşım hatlarından birisinin bu vadi üzerinden geçmesi, Kemaliye yerleşmesinin buraya kurulmasındaki ana nedeni ortaya koymaktadır. Yerleşme bulunduğu sit ve situasyon özellikleri nedeniyle geçmiş dönem şartlarında önemli ölçüde gelişme göstermiş fakat zaman içerisinde sosyal, siyasal, ekonomik, teknik değişimler neticesinde gerilemiştir

Çalışma sahası olarak buranın seçilmesinde onun gösterdiği ilginç özellikler etkili olmuştur.Türkiye’de geçmiş tarihlerde parlak bir görüntü çizen, günümüzde ise bunu tamamen yitirmiş olan bir çok yerleşmede olduğu gibi Kemaliye’de geçmişteki önemine kıyasla bugün ekonomik açıdan bir bocalama içindedir. Önceki dönemlerde uzun mesafeli Kervan ulaşımının etkisiyle giden yolcuların konaklama merkezi olma yanında, ticari malların yükleme ve boşaltma işlevini gördüğünden sanayisi gelişmişti. Merkez sahip olduğu bu avantaj neticesinde geniş bir sahanın hizmet merkezi olarak işlevini sürdürmüştür. Daha sonraki yıllarda ulaşım teknolojisindeki gelişmeyle, ulaşım tipi ve güzergahlarının değişimi siyasal, sosyal ve ekonomik değişimi de ortaya çıkardığından kasaba hem nüfus kaybetmeye hem de geçmişteki parlak günlerinden farklı olarak ekonomik fonksiyonları gerilmeye başlamıştır.

Bu çalışmada Kemaliye kasabasının kuruluş yer seçimi analiz edilmiş, eldeki belgeler doğrultusunda alansal gelişimi incelenmiştir. Ayrıca kasabanın geçmiş ve günümüzdeki fonksiyonları Osmanlı ve Cumhuriyet dönemine ait belgeler incelenerek hem geçmiş hem de bugünkü durumu karşılaştırılarak; ilerleme ve gerileme nedenleri tespit edilmeye çalışılmıştır.

KEMALİYE KASABASININ KURULUŞ VE GELİŞMESİ

Ne zaman kurulduğu kesin olarak bilinmemekle beraber, kuruluşunun X.- XI. yüzyıllara kadar gittiği tahmin edilen (Yorke,1896,333) Kemaliye’nin bulunduğu saha İlk çağlardan beri yerleşmeye sahne olmuştur. Bölge, Ortaçağ’ da, İran ve Bizans arasında el değiştirmiş, XI. yüzyılda Selçukluların, XII. yüzyıldaki Timur istilasından itibaren de Osmanlı Devletinin yönetiminde kalmıştır..Bugün 2922 kişilik nüfusu ile Erzincan iline bağlı bir ilçe merkezi olarak hayatiyetini sürdürmektedir.

Günümüzde kasabanın gelişim safhalarını netleştirmek oldukça problemlidir. Bunun bir kaç nedeni vardır ki bunlardan birisi; yerleşim için gerekli olan sahanın sınırlılığı, diğeri ise yerleşilebilecek alan gelişiminin, topografik engeller ve dereler vasıtasıyla fazla oranda etkilenmesidir. Yüzyıllar boyu aynı saha yerleşim için kullanıldığından, yerleşilen saha genişliği 18.yy dan sonraki gelişme ile sınırlı kalmış ve geçmişle günümüz arasında büyük bir farklılık bulunmamaktadır. Bugün belirli bir alansal gerilemeden ziyade her mahalle içinde dağınık şekilde gerilemeler olduğundan net bir gerilemeyi vermek mümkün olmamaktadır. Yukarıdaki olumsuzluklar nedeniyle kasabanın gelişim safhası ancak iki dönem içerisinde incelenebilmektedir.

Kemaliye kasabasının gelişimi, eldeki veriler doğrultusunda

1- . XI. Yüzyıldan XVIII. yüzyıla kadar olan dönem,

2-   XVIII. yüzyıldan günümüze kadar olan dönem, olmak üzere iki dönem içinde incelenebilir

1- XI Yüzyıldan XVIII. Yüzyıla Kadar Olan Dönem: Kemaliye Kasabası, Fırat vadisi kenarında yer almaktadır. Kuzeybatı yönde akan Fırat nehri güneye doğru yöneldiğinde doğuda Munzur, batıda Sarı çiçek dağlarının meydana getirdiği kütleyi geçtikten sonra, Kemaliye Boğazına girer. Kasaba, baraj gölü oluşmadan önce içinden Fırat Nehri’nin aktığı vadinin, genişlediği yerde doğu kesimine nazaran yerleşme için daha uygun şartlar arz eden batı yakasına kurulmuştur

Çok eski bir tarihe sahip olduğu tahmin edilen Kemaliye’nin, Antoninus’un rehberinde adı geçen Ortaçağ şehirlerinden Tevkila / Theukira adlı yerleşme olabileceği tahmin edilmektedir (Yorke,1896,465). “Kelime anlamı Helen dilinde boğaz, geçit olan Tevkilanın, Satala (Kelkit kuzeyinde)- Melitene (Eski Malatya) yolu üzerinde, Zimara (İliç) ile Sabus (Çitköy) yerleşmeleri arasında Fırat kenarında kurulmuş bir kent olarak geçmesi ” (Umar, 1993 ,780) bu görüşü desteklemektedir.

Kasabanın ilk kuruluş yeri, batıda yer alan Taşdibi Mahallesi’nin batısında savunma amacı göz önünde bulundurularak inşa edilmiş ve bugün çok az kalıntıları bulunan kaledir. Kuruluşta;1-    Savunma İçin Uygun Bir Mevki : Kalenin kurulduğu mevki, kuzey -güney yönünde geçiş için uygun bir alan üzerinde yer almaktadır. Buradaki geçiş hattını koruma, ulaşımı kolaylaştırma ve aynı zamanda yerleşmenin rahat savunulabilmesi için ilk önce kale inşa edilmiştir. Kısaca savunma ağırlığı göz önünde bulundurularak kurulan kale yerleşmenin ilk çekirdeğini oluşturmaktadır. Batıdaki dağlık alan üzerinde yer alan kale konum itibariyle hem vadinin kuzey ve güneyini kontrol altında tutabilme, hem de doğusunda ki nehir sayesinde rahatça savunma yapılabilme imkanına sahiptir.

2-    Su Kaynağına Sahip Olma: Kalenin alt kesiminde Taşdibi mahallesinde bugünde kasabanın en önemli su kaynağı olan Kadı gölünün bulunması kalenin kuruluşunda önemli bir etkendir. Zira bu kaynak hem içme hem de tarımsal faaliyetlerde kullanıldığı için kuruluşta önemli bir avantaj oluşturmuştur

Kaleden ne zaman inildiği hakkında kesin bir tarih bilinmemekle beraber XVI. yüzyıl seyyahlarından Evliya Çelebinin, kalenin aşağı kesiminde kasabanın bulunduğunu belirtmesi (Çelebi, 1986,168-170) halkın yavaş yavaş kale dışına yerleşmeye başladığını göstermektedir. Güvenlik açısından emniyetin olmadığı XV.yüzyıldan önce şehir büyük bir ihtimalle kale dışında fazla gelişmemişti. Sonraları sahanın tamamen Osmanlı Devletinin egemenliğine girmesiyle oluşan huzur ortamı sonucunda kale dışınam yerleşilmeye başlandığını ileri sürebiliriz.

Kemaliye kasabası hakkındaki ilk nüfus bilgileri XVI. yüzyıla ait olup, daha eski tarihli bilgiler mevcut değildir. Evliya Çelebi, Kemaliye’nin 1000 konutluk bir yerleşme olduğunu belirtir ki; (Çelebi,1986,169) her haneyi ortalama beş kişi kabul edersek, o dönemde Kemaliye’de yaklaşık 5000- 6000 nüfus bulunduğunu söyleyebiliriz. Anadolu’nun önemli ticaret şehirlerinden sayılan Tokat ve Amasya’nın, XVI. ve XVII. yüzyıllar da 30.000 ile 25.000 nüfusa sahip oldukları (Aktüre, 1975, 110-112) göz önünde bulundurulursa, o dönemde Kemaliye’nin bu nüfus miktarı ile büyük ve önemli bir yerleşme merkezi olduğunu söylemek mümkündür.

Bu dönemde Kemaliye yerleşmesinin fazla nüfus barındırmasının nedenini, ticaret yolları üzerinde bulunuyor olmasında aramak gerekir. Çünkü; Anadolu’da doğu-batı istikametinde uzanan kervan yollarının en önemlisi, Antalya ve Alanya limanlarından, Konya- Aksaray- Kayseri- Sivas üzerinden Erzincan ve İran’a gitmekteydi. Bunlardan; Malatya ile Elazığ’a giden yolun, Divriği ve Arapkir üzerinden geçmesi (Şahin, 1985, 27) nedeni ile ” XV. yy dan itibaren, Divriği – Arapkir – Harput ve Harput – Arapkir -Kemaliye – Kemah – Erzincan arasındaki ticaret yolları gelişmiştir “(Tuğlacı, 1985, 273) Bu yol Kemaliye’nin ticari açıdan gelişmesine ve o dönem şartları içinde oldukça büyük nüfus miktarını bünyesinde barındırabilmesine imkan tanımıştır

Kale dışına çıkan kasabanın alansal gelişimini eski yapıların, yapım tarihlerine ve konumlarına bakarak tespit etmeye çalışabiliyoruz. Günümüzde Kemaliye’deki en eski cami kalenin doğu kesiminde bulunan Taşdibi Mahallesi’nin batı sınırında yer alan 1635 yapım tarihli Taşdibi camisidir. Bu veriler ışığında kaleden inildikten sonra ilk gelişen Taşdibi mahallesidir ve kale haricinde Kemaliye kasabasının ilk yerleşim çekirdeğini oluşturur. Sonraki gelişme Taşdibi mahallesinin doğusunda yer alan Dörtyolağzı mahallesiyle devam etmiştir. Arazinin engebeli olması nedeniyle bundan sonraki gelişme ilk iki mahalleden farklı olarak dağınık bir vaziyet aldığından gelişen sahalar da farklılaşmıştır. Böylece Gençağa, İshakpaşa, Ariki, Bahçe mahallelerinin farklı kesimlerinde gelişmeler olmuştur

Bütün bu sonuçların ışığında, tahminen XVI.yüzyılda yerleşme kalenin dışına çıkarak doğu kesime yani Fırat nehrine doğru gelişme göstermiş ve Kemaliye kasabasının ilk çekirdeği Taşdibi ve Dörtyolağzı mahalleleri oluşmuştur. Kasabanın yer aldığı alanın eğim ve dereler nedeniyle yerleşmeye uygunluk arz etmemesi, insanları uygun olan alanlara yani bahçe içlerine konutlarını inşa etmeye zorlamıştır. Böylece XVIII.yüzyıla kadar Gençağa, İshakpaşa, Ariki, Bahçe mahallelerinin belirli kesimleri birbirinden bağlantısız dağınık bir şekilde gelişme göstermiştir. Sonuçta, bu dönemde merkezde Dörtyolağzı, Taşdibi gibi birbirine yakın ve ticari merkezin de yer aldığı iki mahalle dışında yukarıda saydığımız mahallelerin de belirli kesimlerinde yerleşilmeye başlanılmıştır.

2- XVIII. Yüzyıldan Günümüze Kadar Olan Dönem: Bu dönemde hem güvenliğin artışı, hem de ulaşım güzergahı üzerinde bulunması sebebi ile kervancılığa bağlı olarak mahalli sanayisi ilerlemiş, Bilhassa halıcılık ve Sarıçiçek Yaylasındaki hayvancılık faaliyetlerinin etkisiyle Dabakçılık oldukça gelişmişti (Özaydın,1970,21). Bu durum kasabanın ticari kapasitesini artırdığı gibi nüfusun da gelişmesine olumlu katkı sağlamıştır.

Nitekim Texier; 1844 yılında Kemaliye’de 2700 ev bulunduğunu belirtir ki, bu verilere göre Kemaliye’nin yaklaşık 13.000 – 14000 nüfusu bünyesinde barındırmış olduğunu söylemek mümkündür (Yurt Ansiklopedisi, 1982, 2499). 1887 tarihli (H.1305) Ma’mûratü’l Azîz Salnâmesi’nde, Kemaliye kasabası 7863 hane 16658 nüfus, verilirken (1305, 212-221), yine aynı salnamede, kendisine bağlı Ağın dahil olmak üzere toplam nüfusunun 46270 kişi olduğu yazılır. Cuinet 1891 yılındaki eserinde Kemaliye’yi 19000, nüfuslu bir yerleşme olarak gösterirken (Cuinet, 1891, 361-366) 1892 (H.1310) yılına ait salnamede hane sayısının verildiği, nüfus miktarının verilmediği dikkati çeker. Bu dönemde 2187 hane ile yaklaşık 10000-11.000 kişilik nüfusu bünyesinde barındırdığını söyleyebiliriz (1310,124,199). Şemseddin Sami, 1894 yılında yazdığı eserinde Kemaliye’yi merkez nüfusu 10.000 kişi, Ağın Nahiyesi de dahil toplam 36.000 kişi olarak göstermektedir (Sami, 1894, 1019, 3142) (Tablo:2.).diğer taraftan Yorke, 1896 yılındaki yazısında, Kemaliye’yi 15.000 nüfuslu, bir yer olarak belirtir (Yorke, 1896, 332-333)

Tarih içinde, merkeze ait nüfus verilerinin farklılığının nedenlerini, belirli dönemlerde ortaya çıkan asayiş bozuklukları ve konar göçerlerin faaliyetlerinde aramak gerekir. Nitekim; XVI. yüzyıldan beri Arapkir, Amasya, Sivas sancaklarında yaylacılık yapan Halep Türkmenleri’nin, (Halaçoğlu, 1988, 25) ticari faaliyetlerini Kemaliye ile yapmaları, buradaki ticari faaliyeti geliştirmeye yardımcı olmuştur. Yaylacılardan bir kısmının da zaman zaman kışı geçirdikleri Halep ve Şam’a gitmeyip buralarda ikamet etmeleri, merkez nüfusunun belirli dönemlerdeki artış veya eksilişin ana nedeni demek mümkündür.

XVIII. yüzyıldan sonra kasabanın nüfus bakımından gelişmesi sonucunda önceden gelişmelerin olduğu Bahçe, Ariki, Gençağa, İshakpaşa, mahallerinin gelişimi devam etmiş bunun yanında Hacıyusuf, Türkmen, Sandıkbağ mahalleleri oluşmuştur.

Büyük bir gelişme gösteren kasaba, XVIII. yüzyılın üçüncü çeyreğinden sonra tarımsal arazi yetersizliği, çıkan isyanlar, ekonomik değişimlerden etkilendiği için nüfus kaybetmeye başlamış ve bu düşüş XIX. yüzyılda da sürmüştür. Kasabanın, geçmiş yıllara nazaran aşırı nüfus kaybetmesinin nedenini, Osmanlının son dönemlerinde sıkça rastladığımız isyan hareketlerinde (1896 yılında çıkan ermeni isyanında yerleşmedeki bir çok yer yakılıp yıkılmıştır) sanayisinin teknolojik gelişmeleri takip edememesinde aramak gerekir. Nitekim sanayisi çevre illerde (Elazığ, Sivas) gelişen fabrikasyon üretim karşısında etkilenmiş (Quataert, 1999,76) ve kasaba ekonomik anlamda olumsuzluğa sürüklenmiştir.

Bu olumsuzluklara I.Dünya ve Kurtuluş Savaşlarının eklenmesi durumu, daha da kötü hale getirmiştir. Savaş zamanında ve sonunda azınlıkların ülkeyi terk etmeleri, savaşlardaki büyük nüfus kayıpları, eski kervan yollarının öneminin giderek azalması nedeniyle ticaretin gerilemesi ve cumhuriyet döneminde yaşanan idari değişiklikler nüfus kaybında etkili faktörler olmuştur.

Cumhuriyet döneminde demiryollarının gelişmesi (Sivas-Erzincan 1938, Sivas-Elazığ 1934) bölgeyi biraz olsun kapalı özellikten kurtarması sonraları karayollarındaki gelişmeler ve nihayet Keban barajının inşası Kemaliye’nin nüfus kaybetmesini hızlandırmış ve bu düşüş günümüzde de bilhassa kırsal alanda yoğun olmak üzere hala devam etmektedir

Sonuçta kasaba ilk kuruluş yeri kaleden indikten sonra batı-doğu doğrultusunda gelişme göstermiş fakat batıda dağlık alan, doğu ise Fırat Nehri ( Keban Baraj Gölü) gelişimi engellediğinden, yerleşme daha iyi imkanlar sunan kuzey-güney yönündeki alanlara doğru gelişmeye başlamıştır. Böylece önceleri bağ, bahçe alanı olarak kullanılan yerlerde yeni mahalleler ortaya çıkmıştır. Sonraları ise yukarıda açıkladığımız sebepler çerçevesinde nüfus kaybetmeye başlamış, fakat yerleşim sahası alan olarak büyük bir değişikliğe uğramamıştır.

Bu sebepten dolayı aynı alanda 1890′larda 31 adet mahalle 15.000-19.000 arasında nüfus (H.1312, 60-70) yer alıyorken bugün 10 mahallede 3000 yakın nüfus bulunmaktadır. Diğer bir tabirle aynı alan içinde nüfusun gerildiğini ve geçmişteki mahallelerin isim olarak ortadan kaybolarak günümüzdeki 10 mahalle içinde kaldıklarını söyleyebiliriz. 18.yy ve sonrasında geliştiği alan hala günümüzde de varlığını korumasına rağmen nüfustaki gerileme mahallelerin içlerinde bazı alanların tekrar bahçeliklere dönüşmesine neden olmuştur. Bu durum kasaba genelinde alansal gerilemeden ziyade sadece mahallelerdeki konut dokusunu ve yoğunluğunu azaltmış olduğundan, bugün hemen hemen tüm mahallelerde bilhassa kenarda yer alanlarda eski yerleşilmiş alanlara ait yapıların kalıntılarına rastlamak mümkündür. Kısaca geçmişteki 31 mahalle bugün 10 mahalle içinde yer almaktadır.

KÜLTÜREL FONKSİYONLARI:

Şehirlerin hem kendi bünyelerinde hem de çevresinde yaşayan kitlelere verdiği hizmetlerden birisi de kültürel hizmetlerdir. Din ve eğitim hizmetleri olarak ikiye ayrılabilen bu fonksiyon içerisine “çeşitli kongreler, konferanslar, müzik, tiyatro ve festivaller, eğlenme ve dinlenme ihtiyaçlarından doğan hizmetler de girmektedir” (Göney,1984,199).

Kültürel fonksiyonlar içerisinde yer alan eğitim hizmetleri Osmanlı döneminde medreseler tarafından yürütülmekteydi.Bu dönem hakkındaki bilgilerimiz XVIII.yüzyıl sonrasına ait olup bu dönem öncesiyle ilgili veri bulunmamaktadır. Bu dönem hakkındaki verilerde eğitim kurumlarının sayısı çok farklı miktarlarda verilmektedir. Bu sebepten kaynakların el verdiği ölçüde XVIII.yüzyıldan günümüze kadar olan durum ele alınmaya çalışılmıştır.

1870-1871 yılları arasında Kemaliye’de 1 medrese, 1 rüştiye (ortaokul) mektebi (Açıkses,1987,137-142, Kırzıoğlu,1964,8) 1891 yılında Cuinet, kasabada 11 medrese, 13 ilkokulun (Cuinet, 1891, 362-366), Çelebi ise üç medrese, 40 sıbyan mektebinin (Temelkuran, 1986, 168) bulunduğunu belirtir. 1899 (1307) yılı salnamesinde 569 öğrencili bir rüştiye ile 535 öğrencili iki sıbyan mektebinin olduğu açıklanırken, aynı yılda (1899) Sami, bir rüştiye mektebinin varlığından

Yukarıda da görüldüğü gibi Osmanlı dönemindeki veriler pek sağlıklı olmamakla beraber kasabanın eğitim fonksiyonu hakkında azda olsa bir fikir vermektedir. Bu veriler ışığında kasabanın nüfus açısından gelişme gösterdiğini söylemek mümkündür. En sağlıklı veriler cumhuriyet dönemine ait olup zaman içerisinde kasabanın eğitim fonksiyonunu nüfusun devamlı düşüşüne rağmen ilerlettiğini görmekteyiz (Tablo.6). İlçe genelinde 1950 yılında itibaren gelişen eğitim kurumlarının sayısı kırsal kesimdeki yerleşmelerdeki nüfus kayıpları sonucunda bazı okulların kapanması ( merkezin sanayi ve ticaret açısından gün geçtikçe gerilemesi ve Keban barajının inşası) nedeniyle oldukça gerilemiştir.

Kasabada ilk Ortaokul 1949 yılında (Kemaliye Ortaokulu) açılmış, bu ortaokul binası, 1976 yılında ek yapılmak suretiyle lise (Hacı Ali Akın Lisesi) haline getirilmiştir. Bugün bu bina Fırat üniversitesi meslek yüksek okulu olarak hizmet vermektedir.

Kemaliye’de kültürel hizmetler içinde yer alan kütüphane 1963 yılında kurulmuştur. 1987 yılındaki yangında 15.000 yakın kitabını kaybeden kütüphane bugün yeni binasında 7993 adet kitapla hizmetini sürdürmektedir. Kasabada ilk gazete Yeşil Eğin adı ile 1950 yıllında yayın hayatına başlamıştır. sonradan Gurbet adını alan bu gazeteye 1970 yılından itibaren Özden ve Murat yol gazeteleri eklenmiştir. Bunlardan Murat yol gazetesi yayın hayatına son verirken, 1988 yılına kadar Apçağa köyündeki tesislerinde yayın hayatına devam Özden Gazetesi de bu tarihten sonra tesislerini İstanbul’a taşımıştır. İstanbul’da yayın hayatını sürdüren gazete Kemaliye’deki okuyucularına gazeteyi posta yoluyla ulaştırmaktadır. Bugün kasabaya günlük gazeteler aynı günde gelmediğinden ancak bir gün sonra okunabilmektedir. Sivas’tan trene verilen gazeteler Bağıştaş istasyonunda trenden alınarak, Kemaliye’ye getirildiğinden bir günlük gecikme meydana gelmektedir. Malatya-Kemaliye arasında çalışan posta arabası Malatya’dan sabah çok erken saatte yola çıktığı için Adana’dan Malatya’ya gelen gazeteyi alamamakta, bu nedenle gerek Sivas’tan gerekse de Malatya’dan gelecek olan gazeteler gecikmektedir.

Bugün kasabada birçoğu tarihi niteliklere sahip 17 adet cami dini fonksiyonların yürütülmesine hizmet etmektedir

Erdal KARAKAŞ

Fırat Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Coğrafya Bölümü, Elazığ.

Bu çalışma Fırat Üniversitesi Web Sitesinden Alınmıştır. Çalışmanın tamamını web sitesinden indirebilirsiniz.

Popularity: unranked [?]

Dut Ağacından Masa Yapmak

  Ağın’da kimse farkın da olmasa da bir halkbilimci yaşıyor. Soruyorlar sen ne okudun diye? -Türk Halkbilimi diyorum… EEE. Ne olacan şimdi [...]

Ağın Sandığa Ne Atar?

 AĞIN SANDIĞA NE ATACAK Bu yazıyı sandıktan ne çıkar diye merak edip okuyacaksanız boşuna okumayın çünkü bu amaçla yazılmadı. Bu [...]

Topaç Çevirmeyeli Kaç Yıl Oldu?

   Topaç Çevirmeyeli Kaç Yıl Oldu? Yıllardır çocukların elinde ne bir misket ne de bir topaç görüyorum. Bizim zamanımızın en [...]

Tolla Su İçerdik Bir Zamanlar

  Nerde bir tol görsem aklıma çocukluğum gelir. Her evde duvara asılı bir tol mutlaka vardır. Her çeşmenin başında bir [...]

HE Mİ YOĞ MU GÜNCEL ANAYASA TARTIŞMASI

Zamanın birinde Ağın’dan biri Erkan Yolaçın Evet, Hayır yarışmasına katılmış. Tabi Erkan Yolaç’ın tüm çabalarına rağmen bizim Ağın’lı ne evet ne hayır demiş

Güncel Meseleler

GÜNCEL MESELELER ÜZERİNE KISA YAZILAR KPSS (KAMUYA CEMAATTEN ADAM ALMA SINAVI)     Ülkemizde büyük bir işsizlik sorunu var. Milyonlarca [...]

Ağın’lı Tahtasız Hoca

  Ağın İlçe Halk Kütüphanemize Manas Yayıncılık tarafından birçok kitap hediye edildi. Kendilerine ilgileri için teşekkür ediyorum. Uzun süredir okumak [...]