HARPUT’TA BEDEN BUZLUĞU
ve
Yazın mağara içinde tabiî şekilde buz teşekkülü
hakkında yeni bir izah şekli
Dr. DANYAL BEDİZ
Elâzığ ilinin Harput bucağında buzluk denilen bir mağara vardır ki
kendisine ait hususiyetleri sayesinde yer yüzünde çok nadir görülen
mağaralardan birini teşkil eder. Çünkü bu mağara yaz ayları içinde
tabiî olarak buz imal etmekte ve binnetice çok soğuk bir buz deposu
vasfını kazanmakta fakat bilakis kış ayları esnasında ılık bir havaya
malik bulunmaktadır.
Bu mağara içinde buzlar duvarlardan tavanlardan sızan suların
donması sebebiyle çeşitli şekiller kazanmaktadır: kâh ıslak duvarlar
üzerinde tabaka halinde meyilli buz satıhları kâh tavanlardan sarkan
veya yere damlamak suretiyle aşağıdan yukarıya yükselen buz sarkıt
ve dikitleri veya bazan bunların birleşmesi ile meydana gelen yuvarlak
sütunlar cazib bir manzara arzederler. Buzluğun içindeki bazı yerlerde
biriken suların donması ile de ufkî satıhlar, çatlaklardan bol miktarda
olan su sızıntılarının yerinde buzdan donmuş bir çağlayan .. Tavanlardaki
dar uzun çatlaklardan sarkan perde şeklindeki buzlar… üzerinde
bulundukları kayaların rengini verecek kadar şeffaf olan buzlar, bazan
su buharı; fazla bulunduğu yerlerde tekasüf ederek buz kristalleri
iğneler, dalcıklar ve yaprakcıklar haline gelmekte ve kırç olayının
güzel nümunelerini vücuda getirmektedir. Ilık hava ve su ceryanlarının
buz kitleleri üzerinde eriterek açtıkları oyuklar da bu güzel manzarayı
büsbütün güzelleştirerek ayrı bir hususiyet vermektedirler. Bütün bu
buz teşekkülleri mağaranın içinde yakılan çıra veya elektrik fenerlerinin
ışığı altında efsanevî bir güzellik ve seyrine doyulmaz müstesna bir
manzara meydana getirirler.
Tabiatın memleketimize bağışladığı bu tabiî buz imal eden mağarası
bir tane olup Türkiye’nin başka hiç bir yerinde eşi bulunmamaktadır.
Bugüne kadar bütün dünyada ancak bu nevi mağaralara yani buzluklara
mahdut miktarda rastlanmıştır. Bilinenlerin sayısı ancak 45 kadardır.
Bu sebepten dolayı Türkiye’nin biricik buzluğunun yüksek bir
kıymet kazandığı aşikârdır. Lâkin haiz olduğu değere rağmen coğrafya
bakımından bugüne kadar incelenmemiş olması ve bilhassa yazın buz
imali hadisesi sebeplerinin araştırılmamış olması benim 8.7.1937 ve
14. X. 1948 tarihlerinde olmak üzere iki defa Harput’a giderek buzluğu
tetkik etmekliğim için vesile teşkil etmiştir. Yapmış olduğum incelemeler
460 DANYAL BEDİZ
sonunda bugüne kadar mevcut olan nazariyelerin hakikate uymadığını
ve bu suretle yazın buz teşekkülü için yeni bir görüş ve yeni bir izah
şeklinin lüzumlu olduğu kanaatine vardım. İşte bu kanaat beni lüzumlu
araştırmaları yaparak elde ettiğim neticeleri yazmağa sevketmiştir.
«Buzluk» terimi
Buz mağarası denildiği zaman ekseriya Buzullar içinde buz kitlelerinin
eriyerek veya erimiş suların geçmesi ile eritilerek meydana getir
rilmiş olan oyuklar, mağaralar anlaşılır. Binaenaleyh (Buz mağarası)
tabiri teşekkül etmiş bulunan buz kitlesi içinde sonradan husule gelen
boşluğa verilen bir isimdir. Halbuki bilhassa karstik arazide yer altında
bulunan kayalık mağaralar içine sızan suların; hususî bir takım şartlar
altında yaz ayları esnasında donması ile husule gelen buzları ihtiva
eden yeraltı boşlukları için de “Buz mağarası,, tabiri kullanılmaktadır.
Birincisinde, mevcut buzun erimesi; ikincisinde ise sızan suyun
donması gibi fizik bakımından birbirinin aksi olan iki hadisenin
tezahürüne aynı ismi vermek doğru değildir. Kaldı ki Buzul içindeki
mağara yer yüzünde diğeri ise yer altında teşekkül etmektedir. Bu
mühim sebeplerden dolayı bu olaylara ayrı terimler tahsis etmek
icabeder. Buz kitlesi içindeki boşluklara “Buz mağarası,, tabirini; çok
kullanıldığı için kabul ederken; memleketimizde yalnız bir tane bulunan
ve yaz ayları zarfında tabiî bir şekilde buz imal eden Elazığ civarında
Harput’ta karstik bir tepe içindeki mağara için mahallî tabiri yani
“Buzluk„ kelimesini bu nevi mağaraların isimlendirilmesinde kullanılmasının
uygun olacağı kanaatindeyim.
Buzluk mıntakasının coğrafî mevkii ve jeomorfolojik hususiyetleri
:
Buzluğun yer aldığı arazi kalkerden müteşekkil olup Harput ile
Murat suyu arasındaki bir plato ve kısmen yontuk düzlüğün Murat
vadisine bakan bir yamacın üst kenarında bulunmaktadır. Elazığ ovası
(1020 m) ile Murat suyu vadisini (1050 m) birbirinden ayıran ve Doğu-
Batı istikametinde uzanan Harput platosu her iki alçak düzlüğe karşı
oldukça meyilli ve yer yer sarp yamaçları ihtiva etmektedir. Güney ve
kuzeye bakan bu dik yamaçların arası oldukça geniş bir yüksek düzlük
teşkil etmekte ve yer yer kalker kayalar ve bunların arasını dolduran
kırmızı toprak (Terra Rossa) göze çarpmaktadır. Bu yüksek düzlükteki
toprak; az derin ve çok taşlı ve kayalıklı olması sebebiyle ziraate
elverişli değildir. Harput’ta nihayet bulan şoseden sonra buzluğa gitmek
için geçilmesi icabeden mıntaka aynı sebepten dolayı senenin her
mevsiminde nakil araçlarının geçmesine elverişli bulunmaktadır. Kalkerin
hâkim bulunduğu bu arazi üzerinde bitki topluluklarına pek seyrek
rastlanmakta ve umumiyetle çorak bir manzara arzetmektedir. Bu düzlük
güneyden kuzeye doğru geçildikten sonra arazinin kuzey batıya doğru
meyil kazanmağa başladığı görülür. İşte bu mevkide, Murat suyuna ve
HARPUT’TA BEDEN BUZLUĞU 461
(Pertek) e bakan yamaç başlangıcında arazi; göze çarpan büyük bir
hususiyet kazanır ve Karstik bir saha üzerinde bulunan beden tepe
( Dolini ) yer alır. Buzluk bu dolinin KB kenarında bulunmaktadır
( kroki 1 ).
Bu mıntakada takriben 100 X 120 m ebadında; umumî hatlariyle
bir daire telâkki edebilecek düz bir alan mevcuttur. Etraftaki kalker
kültelerin ufalanma ve nihayet erime kalıntısı olan kırmızı toprak
(Terra Rossa) bu sahayı kaplamakta olup bu karst sahasının yegâne
sürülen ve ekilen tarlasını teşkil etmekte ve kenarlarında münferid
meyve ağaçları dikilmiş bulunmaktadır. Bu çukur alanın doğu kısmını;
yükseklikleri 60-80 metreyi ve dikliği 80° • 90° bulan çok sarp ve dik
kalker duvarlar teşkil etmektedir. Kapalı çanağın kuzey doğusuna
ve kuzeyine doğru bu duvarlar dikliklerini ve yüksekliklerini tedricen
kaybederek elli metrelik sırtlar 20c – 30° lik meyillerle KD ve K kenarları
çerçevelerler. Aynı hususlar kapalı çanağın güney kısımlarında da
müşahede olunur. Fakat buzluğun yer aldığı Kuzey Batı kısmı başka
bir morfolojik hususiyet arzetmektedir. Çanağın doğu kenarlarına
nazaran daha alçak ve şekiller umumiyetle daha yumuşak siluet çizgileri
göstermekle beraber 10 – 40 m yükseklikler gösteren münferit
tepeleri de ihtiva etmektedir. Bunlardan biri takriben otuz metre kadar
yükseklikte olup üstü kubbeli kenarları ise oldukça dik ve heyeti umumiyesiyle
bir çanı andırmaktadır. Diğerleri ise 5 – 15 m lik alçak ve
yayvan tümseklerden ibarettir. Diğer bir tanesi işgal ettiği mevki
462 DANYAL BEDİZ
sebebiyle şayanı dikkattir. Çanak düzlüğü üzerindeki tarlanın doğu
kenarında bulunduğu ve K ile GD kısımlarının birer küçük koy teşkil
etmekte olması ; bu mıntakada evvelce müteaddit küçük Dolinlerin
mevcudiyetini isbat etmektedir. Dolinleri birbirinden ayıran sedlerin bu
suretle ortadan kalkması ve her birinin bugün ancak birer küçük tümsek
halinde bulunmasi müteaddit karst çukurunun birleşerek bugünkü
geniş Uvalanın meydana gelmesine sebep olduğu neticesine varmak
mümkün olur. Bu sebeplerin hemen yanında yani eski ve
yeni buzluk mağaralarının giriş mıntakası civarında büyük kalker
blokların durumu bu bölgede mevzii bir çökme hadisesine işaret etmektedir.
Nitekim mağaranın içinde de bu ihtimali takviye edecek bazı
hususlar da mevcut olup aşağıda temas edilecektir. Burada kayalar ;
büyük parçalar bloklar halinde olup birbirine dik, üst üste binmiş,
birbirine yaslanmış, bazısı erimiş veya ufalanmış, aralarında kâh boşluklar
kâh topraklar ihtiva eden bir manzara arzetmektedirler. Bu mıntakanın
üstünde çok mahdut bir saha içinde gelişim devrini tamamlamak
üzere bulunan Lapya’lar da mevcuttur. Oyuklar arasında sivri
çıkıntılara pek rastlanmaz. Bunlar zamanla aşınmış ve yuvarlaklaşmıştır.
Beden bağlarında bulunan bu saha karst olaylarının bir çok güzel
nümunelerini ihtiva etmektedir.
Buzluğun içi ve coğrafî tasviri:
Beden buzluğu, Dolin düzlüğünü teşkil eden tarla seviyesinden
20 – 55 metre derinlikte olmak üzere beş sofa * ile sayısı pek çok çatlakları,
dar ve geniş koridorları, olukları, çıkmaz sokak şeklindeki
girintileri ihtiva etmektedir, Kayalar ve toprak altında bu boşluklar
ve oyuklar yer yüzü ile irtibat halindedirler. Lâkin bunlar o kadar
dardır ki ancak üç tanesi bir insanın sürünerek geçmesine elverişli
bulunmaktadır (Kroki 3 ) . Daha önce buz çıkartma hususunda bir
faaliyete sahne olan “Eski Buzluk,, içine girilmesi oldukça güç bir
* Bu nevi mağaıaların içinde galerilerin birbirine bağladıkları hollere Harput’ta
verilen isimdir.
464 DANYAL BEDİZ
ağıza malik bulunmaktadır. Yeni buzluktan takriben 35 metre güney
batıda bulunan eski buzluğun ağzı dar ve dikine aşağıya inmekte
olduğundan ancak bele ip bağlayarak içeriye sarkıtılmak şeklinde
girmek mümkündür. Yaz aylarında buz çıkaranlar bu suretle buzluğa
inerek buz çıkartırlar. Eski buzluk çok zor bir giriş ve çıkış imkânına
sahip olduğu için meraklılar; girişi daha kolay olan yeni buzluğu
tercih etmektedirler.
Krokide görüldüğü gibi yeni buzluğun giriş yeri ufak kayalık bir
tepenin kuzey yamacındadır. Bir çok devrilmiş, birbirine yaslanmış kaya
parçalan arasında bulunan bir boşluktan güçlükle geçilerek asıl giriş
galerisinin ağzına gelinir. Bir insanın kolaylıkla hareket edebileceği bir
oyuktan 30°—40° bir meyil ile evvelâ Doğu istikametinde kayalara basılarak
inilir. Burası yerliler tarafından birinci sofa olarak adlandırılmıştır.
Yapılan incelemede bu ilk sofa içindeki büyük ve yekpare kültelerin
mevcudiyeti ve birbiri üzerine yıkılmış bulunması ; alt kısımlarırının
sular tarafından ihtiva ettikleri C02 vasıtasiyle eritilerek zayıf,
ince ve mukavemetsiz tavanların göçtüğünü ve bu büyük blokların
birbirleriyle çatışması ile birinci sofa boşluğunu meydana getirdiği
kanaati hasıl olmuştur. Tavanı teşkil eden büyük yekpare taşa yerliler
Dilek taşı adını vermişlerdir. Çamurla tavana yapıştırdıkları ufak taşların
düşüp düşmemesine göre dileklerinin olup olmıyacaklarını istihrac
ederler.
Bu ilk sofa medhale çok yakın olduğu için yaz aylarında dışarıdaki
çok yüksek suhunete karşı burada ancak +5°+ 8° suhunet ölçülmüştür.
Halbuki medhalden uzak olan ikinci ve üçüncü sofalarda suhunet
—0.5 ile +2 derece arasında bulunur. Takriben 15 metre ilerlendikten
sonra meyil azalır ve yazın ilk aylarında; kayalara yapışmış şekilde
ve 20—40 santimetre kalınlığında ilk buzlara rastlanır. Giriş yerinden
mağara içine doğru dışarının sıcak havasından gelen ılık bir hava
HARPUT’TA BEDEN BUZLUĞU 465
cereyanı hissedilmeğe başlanır. İşte bu sebepten dolayı bu ilk merhaledeki
buzlar erken erimeğe başlar. Buzcular yakınlığı ve süratle erken
erimeğe başlar. Buzcular yakınlığı ve süratle erken erime imkânına
maruz olan bu mıntakanın buzlarını evvelâ toplarlar. Galerinin meyil
derecesinin azalması ile husule gelen dirsek giriş ağzından sızan ışığın
daha içeriye nüfuz etmesine mani teşkil ettiğinden (a) noktasından
itibaren tam karanlık başlar. Burada artık ışık yakmak zarureti vardır.
Çıra mum veya gazli meş’ale ile girilmesi uygun değildir. Zira buzlu
kayalar üzerinden kaymak ve sendelemek sureti ile ve bazı çok dar
galerilerdeki kavvetli hava cereyanı ile bu ışıkların sönme teklikesi
mevcuttur. Büyük elektrik el fenerleri bilhassa tavsiyeye değer
Res. 1 – Mağara içinde bir galeriye açılan medhal. Kayalar arasında
kalmış olan boşluk iki sofa arasında irtibatı teşkil etmektedir.
(a) ile (b) arasındaki hafif meyilli kayalıklı ve kısmen toprak ile
kaplı bulunan kısım 17 inci metrede daralmakta ve galeri nihayete
eriyor hissini vermektedir. (b) ile (c) arasında bulunan bu dar yerden
ilerliyebilmek için yerde yıkılmış vaziyette bulunan kayaların altından
ve ancak bir insanın yere yatarak ve sürünerek emekliyerek hareket
etmek mecburiyeti vardir ( Foto 1 ). Bu mıntakada yalnız kayalar arasında
ve yerde buz teşekküllerine rastlanmaktadır. Duvarlar ve tavanlar
kurudur (c) Noktasındaki bu dar yerden geçtikten sonra basamak
teşkil eden kayalara basılarak 5 metre kadar daha inilerek ceman 20
metre derinlikte galeri genişlemekte ve ikinci Sofaya varılmaktadır, (c)
galerisinde ilk buz sarkıtlarına rastlanmaktadır. Bunlar tavandan damlayan
suların donması ile husule gelmektedirler. Boylan en fazla 2
metreyi ve kayaya yapışık olduğu yerdeki genişliği 0.5 metreyi bul-
A. Ü. D. T. C. F. Dergisi F. 30
466 DANYAL BEDİZ
maktadır. Fakat ekserisi daha kısa ve incedir. Buz sarkıtlarını ihtiva
eden bu galeri geçildikten sonra; soğuk bir hava cereyanı ile kendi
mevcudiyetinden haberdar eden çok dar ve tabandan derinliğe müteveccih
bir kanal mevcuttur. Taş atmak suretiyle derinliğinin 15 metre
kadar olduğu ve dipte bir su birikintisi bulunmadığı anlaşılabilir. İkinci
sofaya varmadan önce galeri batıya ve doğuya olmak üzere iki dehlize
maliktir. Bunlardan batıya gidenin kısa bir mesafeden sonra sonu
bulunmaktadır. Doğuya doğru giden kolda ise ilerlemek çok güç ve
çok tehlikelidir. Bu dehlizin ağzındaki hava ceryanlarından bunun bir
mağara boşluğuna kadar uzanmakta olduğu kanaati hasıl olmuştur.
Bu mıntakanın tabanı parçalanmış taşların teşkil ettiği yıkıntılarla beraber
kısmen mağaraya sızan suların âdeta işlemiş oldukları üstleri düz
veya yayvan hörgüçler şeklindedir. Bu son şekiller üzerinde buzların
mevcudiyeti yürüyüşü çok güçleştirdiği gibi muvazene teminini de
tehlike arzedecek kadar zorlaştırmaktadır.
Bu arızalı yer geçildikten sonra ikinci sofaya varılır. Burası birinci
sofaya nazaran daha geniş ve daha yüksektir. Takribi olarak 5 metre
genişliğe ; 7 metre uzunluğa ve 4 metre yüksekliğe maliktir. Mağrayı
çevreliyen kayalar arasından ve kayalar üzerinden sızan ve akan sular
mağara cidarlarına yapışmış, şaffaf ve parlak buz satıhları meydana
getirmiş olup kalınlıkları bir iki santimden 20—25 santime kadar değişir.
Yerde ufak çukurların içine birikmiş olan suların teşkil ettiği buz
satıhları fakat bilhassa tavandan sarkan ve yerden yükselen buzdan
müteşekkil sarkıt ve dikitler seyrine doyulmaz bir manzara arzetmektedir.
Bazı köşelerde âdeta bir bal peteğini andıran buz tabakaları
mevcuttur. Teşekkülünü ; damlayan suların donmasına borçlu olan bu
gibi buz teşekkülleri kolaylıkla parçalanmakta ve hatta dağılmaktadır.
Velhasıl ikinci sofada tabanda, tavanda ve duvarlarda çeşitli buz teşekküllerinin
birçok nümuneleri mevcut olup mağaranın hemen her tarafını
kaplarlar. Buz sarkıtları burada daha fazla miktarda ve ebaddadır.
Çapları 0.75 uzunlukları 2—2.50 metreyi bulmaktadırlar. Temmuz ayında
buzcular buradaki buzlan topladıkları için Ağustos ve Eylül ayları
içinde burada pek az miktarda buza rastlanır. Kalmış olanlar da son
baharda ılık hava sebebi ile erimeğe mankûm olurlar.
İkinci sofadan sonra “Şark,, adı verilen sofaya gitmek için 15
metre kadar inmek icabeder. Oldukça dar bir galeri evvelâ batıya
sonra da doğuya doğru kıvrılarak (e) noktasında buzluk medhalinden
takriben 35 metreye kadar iner. Ondan sonra tekrar dik bir şekilde
yükselerek küçük bir sofaya (F) varır. Bu boşluğun seviyesi ikinci sofa
derecesinde fakat ona nazaran daha küçük ve buz teşkilâtı; su sızıntılarının
azlığı sebebiyle zikre şayan değildir. Biri kuzeye diğeri ise güney
batıya müteveccih olarak iki galeri başlangıcı mevcut ise de ilerlemek
imkânsızdır.
HARPUTTA BEDEN BUZLUĞU 467
Uzun süren inceleme neticesinde vaktin ilerlemiş olması ve fazla
soğuğa mukavemetinin kâfi gelmemesi sebebiyle son merhaleyi teşkil
eden ve yerlilerin “Şark,, diye adlandırdıkları sofaya kadar gidemedim.
Sark sofası; anlattıklarına göre ikinci sofadan daha küçük olup yüksekliği
ancak 2 metre; genişliği ise 3-4 metre imiş. Gerek taban
gerekse duvar ve tavanın her tarafı kamilen buzlar ile örtülü olurmuş.
Bu sofanın hakikaten takriben doğuda yer almış olmasından dolayı
“Şark sofası,, adını almıştır. Bu sofanın altında büyük bir su birikintisinin
olduğu bir çok tecrübelerle tahakkuk etmiş bulunuyor. Bu suretle
kuzey batı yamaçlardaki bir çok kaynakları besleyen su topluluklarından
birinin de burada olduğu anlaşılıyor. Bundan maada bu su
birikintileri Dolinler altındaki boşlukların takribi olarak derinliğini
tesbite imkân vermeleri bakımından çok mühim bir rol oynarlar.
Buzluğun iktisadî kıymeti :
Beden buzluğunun kendi muhitine yaptığı ekonomik tesirleri iki
noktada toplamak mümkündür:
1. Mağaradan çıkartılan buzun mahallî ihtiyaçlar için istihlâk birinci
faaliyeti teşkil eder. İlk baharda teşekkül etmeğe başlayan buzlar
senenin dört ayında yani haziran – temmuz – ağustos ve bazan da eylül
aylarında çıkarılmaktadır. Kazmalarla kırılan buzlar sırtta mağaranın
ağzına çıkarılmakta ve oradan merkepler sırtında Elâzığ’a sevkedilmektedir.
Kilosu 7-8 kuruş fiyatla bilhassa memleket hastahanesine satılmaktadır.
Ayrıca halka ve çarşıda dondurmacı ve lokantacılara satılmaktadır.
Tabiî bir şekilde teşekkülüne izafeten buna “Kudret buzu,,
adı verilmektedir.
Kudret buzu istihsali; izah edilen sebepler dolayısiyle her sene
değişik miktarlar göstermektedir. Yapılan tetkiklerde varılan neticeye
göre son senelerin istihsali ile 40 sene evvelki istihsal miktarları
arasında 3-4 misli bir azalma mevcuttur. Bugün mevsimlik istihsal
15-18 ton; günlük istihsal ise 180-200 kilo kadardır. Halbuki 40 sene
evvel mevsimlik istihsal 80-85 ton ve günlük istihsal ise 700-900 kilo
arasında idi. Buz satışından geçinen bir kaç aile vardır ki bunların
buzdan kazandıkları paranın yekûnu 1200-1500 lira kadardır. Bu suretle
iktisadî hayat üzerinde oydadığı rol pek mühim değildir.
2. Buzluğun ikinci iktisadî önemi doğrudan doğruya olmayıp dolayısiyledir.
Buzluğun kuzey ve bilhassa kuzey batısındaki yamaçlarda
buzluk medhalinin takriben 50-70 metre aşağısından altı tane kaynak
çıkmaktadır. Bu kaynakların suları kışın ve son baharda azalmakta
halbuki ilk baharda çok bol yazın ağustos sonuna kadar ise bol miktarda
akmaktadır. Lâkin eylülden itibaren azalmaktadır.
Bu kaynaklardan çıkan sular daha yamaçlarda bahçe sahipleri
tarafından hazırlanmış olan havuzlara alınmakta ve fazla su; buzluğu
KB de çerçeveleyen meyve-sebze bahçelerini sulamak için sevkedilir.
468 DANYAL BEDİZ
Kaynak ağızları ile bahçeler arasında 40 – 60 metrelik bir yükseklik
farkı olduğu için sulama işi gayet kolay cereyan etmektedir. Bu sayede
buzluk civarında çok verimli bir arazi hasıl olmuştur. Sebze bahçelerinde
patlıcan-fasulye-domates-biber, hıyar meyve bahçelerinde ise çok
nefis armud-ceviz-badem-elma yetiştiği gibi bağlarındaki siyah üzüm
bilhassa çok rağbet görür.
Çıplak kalker yamaçlar, sırtlar ve tepeler arasında bahçe kültürüne
elverişli olan bu saha meyve ağaçlarının meydana getirdiği sık ağaçlık
sayesinde bir orman manzarası göstermektedir. Harput ile Pertek’i
çerçeveleyen yalçın, sarp ve çıplak dağlar arasında bu gür bitkili saha
çoraklık içinde yem yeşil bir saha teşkil ederek bütün varlığı ile muhitine
nazaran çok büyük bir tezad arzetmektedir (Foto 3).
Yer altında buz teşekkülü hakkında mevcut nazariyeler
hakkında :
Yeraltında buzun ne şekilde ve ne gibi şartlar altında hasıl olduğu
hususunda mevcut olan nazariyeler bu olayı tam manâsiyle isbat etmeğe
kâfi gelmemektedirler. Ayrupa’da (50) senedenberi üç buzluk malûm
olduğuna ve bunların tetkik edilmiş olmasına rağmen buz teşekkülü
hakkındaki düşünceler ve ortaya atılmış olan nazariyeler; bu hadiseyi
eserlerine geçiren çok tanınmış coğrafyacıları bile yanlış yola sevketmiştir.
Meselâ Banse’nin en son tabedilen Geographisches Lexikon
adlı eserinin birinci cildinin 7 inci sayfasında:
” Girişleri aşağıya doğru plan mağaralarda; kış mevsimi esnasında
soğuk olan hava; ağırlığı dolayısiyle mağara içine çökmekte olduğundan
sühunet ekseriya sıfır derecenin altında kalmaktadır. Sızarak mağaranın
içine dalmayan sular donmakta ve buz sarkıt ve dikitlerini ve
kayalar üzerinde donarak buz çağlayanlarını ve çukurlarda toplanan
sular da buzlu satıhları meydana getirir,, demekte ve buz teşekkülünde
mağaraya kışın dolan hareketsiz soğuk havayı esas olarak kabul
etmektedir.
A. Philippson ise Grundzüge der Allgemeinen Geographie isimli
1931 de basılmış eserinin ikinci cildinin 90 ıncı sayfasında :
” Buzluklar ister mesamatlı kayalarda husule gelen buharlaşma
soğukluğu ile ister aşağıya muteveccih giriş ağızları sebebiyle kış aylarının
soğuk ve ağır havasına mağara içinde toplanmasiyle olsun; yaz
ayları zarfında O dereceden aşağı suhunetlerin husulü ile kar ve buzların
teşekkül etmesi neticesinde bu gibi mağaralara Eishole = buzluk
denir,, demektedir.
Supan-Obst’ın 1930 da neşredilmiş olan Grundzüge der physischen
Erdkunde adlı üç ciltlik eserinin ikinci cildinin 501 inci sayfasında :
” Buzluklar daima torba şeklinde olan mağaralardır. Yani bunların
ağızları mağaranın diğer boşluklarına nazaran daha yüksektir. Bu mağaraların
içine; kış mevsiminin ağır ve soğuk hava kitleleri; tıbkı bir
HARPUT’TA BEDEN BUZLUĞU 469
kabı n içine dolar gibi toplanmaktadır. Bu soğuk havanın akıp gidecek
bir yeri olmadığı için ilk bahar ve yaz aylarında ısınan hava; kışın
toplanmış olan soğuk havayı itip dışarı atamaz. Bu sebepten dolayı
buzluklar kış sühunetleri daimî surette O dereceden aşağı olan bölgelerde
vücut bulur,, mütaleasını ileri sürmektedir.
Profesör F. Nussbaum’un; Handbuch d. geographischen Wissen
schaft, 1937 isimli eserin genel coğrafya kısmının birinci cildinde
( s. 295 ) :
” İçinde buz teşekkül eden mağaraların hususiyetleri şunlardır: Bu
gibi mağaralar medhalden itibaren mail veya dik olarak dağın içine
doğru açılmıştırlar. Geceleyin havanın serinlemesi ile husule gelen
soğuk hava bu menfezlerden içeriye çöker ve bilâkis gündüzleyin sıcak
olan hava yükselir. Kış mevsiminde ekseriya havanın sühuneti 0° den
aşağıya düşmektedir ve aynı suhunet mağara içinde de hakim olduğundan
mağara içine sızan sular donmakta veya mağaranın içine dolmuş
olan kar yaz mevsiminin ortalarına kadar erimeden kalmaktadır,,
demektedir.
Bu misalleri çoğaltmak mümkün olmakla beraber yalnız en tanınmış
coğrafyacıların noktai nazarlarını kısaca zikretmekle iktifa olundu.
Bu nazariyeleri hülâsa edecek olursak : buzluk mağaraları bir küp
şeklinde her tarafı kapalı olup yalnız en üst kısmında bir ağzı bulunur.
Kışın soğuk havası burayı doldurarak içeri sızan suları dondurmaktadır.
Veyahut mesamatlı bir kültenin daimî surette terlemesi ile buharlaşan
suyun husule getirdiği serinlik; suyun donmasını temin edecek
kadar bir soğukluk hasıl eder. Bu suretle mağra içindeki buzlar muhafaza
edilmiş olur. Bu iddialarda esas olan cihet; kışın soğuk havanın
mağarayı doldurması ve sıcak olan yaz havasının hafifliği sebebiyle
birikmiş olan soğuk ve ağır havayı mağaradan dışarı çıkarmamasıdır.
Buz teşekkülü hakkında yeni bir izah ve bazı müşahedeler.
Harput’taki Beden buzluğunun arzettiği hususiyetler yukarıki iddiaların
tatbik kabiliyetinin olmadığını gösterir. Çünkü Beden buzluğu
a) Tek ağızlı bir küp şeklinde olmayıp müteaddit ağızlı ve müteaddit
mağaraların birbirleri ile birleşmesi suretiyle bir mağara sisteminden
müteşekkildir.
b) Buzluk ağızları çeşitli irtifalarda bulunmaktadırlar. Bu sebepten
dolayı:
c) Mağara içinde bütün sene devam eden bir hava ceryanı
mevcuttur.
d) Yeni buzluğun giriş yeri şakulî olmayıp bir meyil ile tedricen
35 metreye inmektedir.
e) Buzluk içindeki galeri ve mağaralar müteaddit hava boruları,
çatlaklar, kanallar, bacalar ve lâğımlarla dışarısı ile irtibat halindedirler.
470 DANYAL BEDİZ
Beden buzluğu içinde teşekkül eden buzlar mağaranın en derin
yerlerinde değil bilâkis toprak sathına yakın olan yüksek yerlerde
daha fazladır. Eğer Supan ve Philippson’un nazariyelerini kabul edecek
olursak soğuk havanın kapalı olarak kaldığı mağaranın boşluğunun alt
kısımlarının buzlu ve toprak sathına acılan ağzın etrafında buzlanma
hadisesinin olmaması icabederdi. Halbuki Beden buzluğunda giriş
ağzının seviyesinden daha yüksekte dahi buz teşekkül etmektedir.
Binaenaleyh buz bağlama hadisesinin isbatı için başka bir izah
şekli lâzımdır.
Gerek yazın, gerekse kışın Beden buzluğu içinde ve etrafında
yaptığım incelemelerde buzluğun; muhtelif irtifalarda bir çok dar ağızlı
kanallar, bacalar, çatlaklar, ve kanallar ile dışarısı ile irtibat halinde
olduğunu tesbit etmeğe muvaffak olmuştum. Buzluk medhalinden 50
metre aşağıda Beden bahçelerine bakan yamaç üzerindeki bir kaynağın
ağzında duman ile yazın yapmış olduğum bir tecrübede içerden
dışarıya bir hava ceryanının mevcut olduğu ve bu keyfiyetin akan
suyun sathı ile temas halinde olan havanın beraberce dışarıya sürüklendiği
ihtimali gözönünde tutuldu. Fakat daha yukarıdaki menfezlerden
ise havanın bilâkis mağaranın derinliğine doğru gittiğini tesbit etmekle
iktifa ettim. Halbuki 14. X. 1948 tarihinde yeryüzünün karla örtülü
bulunduğu soğuk bir günde aynı mahalde yaptığım tecrübede dışarıya
akmakta olan suya rağmen duman içeriye doğru gitmekte idi. Daha
yüksek olan menfezlerde ise havanın bilâkis dışarıya doğru çıkmakta
olduğu müşahede olundu.
Yaz Kış
Bu tecrübeler Beden buzluğunun çeşitli irtifalarda en az iki delik
ile dışarısı ile irtibat halinde bulunduğunu isbat etmekte idi. Buzluğun
içinde ve dışındaki hava suhunet farkları bir hava cereyanını husule
getirmektedir (Şekil 5) (İlk baharda dışarısının ısınmasına rağmen
kapalı yerlerin ve evlerin henüz serin elması gibi) ilk bahar ile yazın
buzluğun içi dışarıya nazaran daha serindir. Ağır olan soğuk hava A
menfezlerinden dışarıya akar ve daha yukarıki B menfezlerinden içeriye
hava emer. Bu suretle bir hava cereyanı hasıl olur. Yazın A menfezlerinden
içeriye girilirken serin bir rüzgâr insanı karşılar. Suhunet farkı
ne kadar çok olursa bu rüzgâr da o nisbette kuvvetli olur.
HARPUT’TA BEDEN BUZLUĞU 471
Kışın durum bunun tam aksinedir. Mağaranın içi dışarıya nazaran
daha sıcaktır. Bundan dolayı sıcak mağara havası B menfezlerine
doğru yükselir ve dışarı çıkar. Fakat A menfezlerinden de dışarıdaki
soğuk hava içeriye emilir. İşte bu hadise mühimdir. İddia edildiği gibi
yüksekten mağara derinliklerine çöküp toplanan soğuk hava mevcut
değildir. Bilâkis bütün kış ve ilk baharın bir kısmında aşağı menfezlerden
devamlı bir şekilde mağara içine soğuk hava girmekte ve uzun
galerilerle sofaların; dışarıya nazaran daha yüksek bir suhunete malik
bulunan hava, taş, toprak ve kayalarına temas ederek geçerken bu
geniş satıhların tedricen soğumasına ve dolayısiyle cüz’i miktarda
kendi suhunetinin artmasına sebep olur. İşte bundan dolayıdır ki
buzluğun kış suhunetleri dış hava suhunetlerine nazaran daha yüksek
olur.
Mağara içinde en sıcak mevsim; ısınmadaki gecikme sebebiyle;
güzün son ayı ile kış başında ve en soğuk mevsim ise kış son ayı ile
baharın ilk ayıdır ( şekil: 6 ) İç ve dış hava suhunetlerinde bir müsavat
olabileceğini kabul etsek hava ceryanınıa derhal kesilmesi icabetmektedir.
Halbuki böyle bir şey varid değildir. Çünkü iç kayalar
suhuneti dış suhunetle müsavi dereceye gelmeden mevsimler değişmekte
olup devamlı bir suhunet farkı bütün sene içinde hüküm sürmekte
ve binnetice daimî ve mevsimlere göre aksi istikamette hareket
eden hava ceryanları bu nevi mağaralarda yer alır.
Kışın devamınca buzluğa giren soğuk hava mağara içindeki kayaları
toprakları tedrici fakat devamlı bir surette soğutmakta ve ilk
bahara doğru buzluk içinin en düşük ve dondurucu bir suhunet peyda
etmesine sebep olmaktadır: takriben —6° kadar.
Bu vakıa; bize buharlaşma ile husule gelen bir soğuğun buzluk
fenomenini izah ve isbata kâfi gelmiyeceğini binaenaleyh bu nazariyenin
ve iddianın da bu coğrafî şartlar altında tatbik kabiliyeti olmadığını
ortaya koyar. Kasım ayında Beden buzluğu üzerine ve civarına yağan
kar; bölgenin 1200 metreden fazla olan irtifaı sebebiyle ancak nisan
472 DANYAL BEDİZ
ortasında erimeğe başlar. Bu suretle buzluğun içinde buharlaşma
imkânını sağlayacak olan sular kar ve buz halinde yer yüzünde bağlı
bulunmaktadır. Kış mevsiminde Beden bağlarına açılan karst kaynaklarının
sularının da akmıyacak derecede azalması bu görüşü takviye
etmektedir. İşte bu mütalealara istinaden şu cihetleri tesbit edebiliriz :
a) Şubat ve mart aylarında 0° dan aşağı suhunetler buzluk içinde
hüküm sürmekte olmasına rağmen buzluğu su ite besleyen mıntakalardaki
yağışın kar şeklinde olması ve bunun nisan ortasına kadar yerde
bağlı olması sebebiyle buzluk sızan sularla beslenmediği için buzlukta
bu aylarda — ufak istisnalardan sarfı nazar — buz teşekkül edememektedir.
b) İlk bahar sonunda ve yazın teşekkül etmiş olan buzların tamamı
şehir ihtiyacı için buzluktan çıkarıldığı için sonbaharda eriyerek ve
kışın son ayı ile ilk baharda tekrar donabilecek buz ve su mevcut
değildir.
c) Bundan ötürü buzlukta buz teşekkülü ancak nisan ortasından
itibaren eriyerek buzluğa ve sızmağa başlayan kar sularının mağara
içine nüfuz etmeğe başlaması ile mümkün olur.
d) Nisan ayı ortasında buzluk kayaları; içeri sızan suları derhal
donduracak derecede soğuk havayı meydana getirmiştir.
e) Yeni erimiş olan karların hasıl ettikleri suların suhuneti 0.°5 ile
+ 3.°0 arasında olduğundan buzluk içindeki —4° ile — 6° arasındaki
suhunette derhal kolaylıkla donarlar.
Elde edilen neticeler :
Harput’taki beden buzluğunun iki mevsimde incelenmesi ile varılan
mühim neticeler şunlardır:
1. Buzluk kısmen bir çöküntü Dolinidir. Fakat büyük kısmı ise
karst faaliyeti eseridir.
2. Bir mağaranın “Buzluk,, vasfını kazanabilmesi için daim! don
veya daimî kar mıntakası içinde olmasına ihtiyaç yoktur. Kış suhunetlerinin
Ö° dan aşağı olması ve mağara civarının şiddetli kışlara sahne
olması, yazın buz teşekkülü için kâfi bir şarttır. Yaz aylarının sühuneti
ne kadar yüksek olursa olsun bu hadiseyi önleyemez.
3. Beden buzluğunun 1200 metrede bulunuşu ortalama suhunet kıymetlerinin
düşük olmasını icabettirir. Bu keyfiyet de buz teşekkülü için
lâzım olan fizikî şartların başında gelen 0°den eksik kış suhunetlerinin
tahakkuk etmesini kolaylaştırır. Binaenaleyh ; memleketimizde ikinci bir
buzluk aramak için şu iki noktaya dikkat etmek lâzımdır:
a) Deniz ikliminin tesiri altında bulundurduğu sahalar dışında ve,
b) Denizden yüksekliği en az 1000 metre olan karstik alanlar.
4. Buzluk içindeki suhunet dışarıdaki suhunete tâbidir. Fakat buzluk
içindeki suhunet değişiklikleri dışarıdaki havaya nazaran daha geç vukua
gelmektedir. Bu sebepten dolayı buzluk içindeki mevsimler çok
Res.3. beden buzluğu kaynakları ile sulanan bahçeler
Foto. 2 — Yeni buzluğun 2. sofası içinde bir dıvarı teşkil eden
cephe. Sağda, alt kısımda bir kayanın altından açılan geçit.
Ön plânda mevcut olan buzlar görünmektedir.
Foto. D. Bediz
Foto. 4 — Buzluğun üstündeki Karst çukuru.
Foto. 5 – Uvala’nın D ve GD deki duvar.
Foto. D. Bediz
Foto. 6 – Buzluğun giriş yeri altta görünmekte
gende kalker divarlar, ortada Karst çukura.
Foto. Bediz
Foto. 7 — Buzluğun giriş yeri.
Buzluğun giriş yeri
2. Sofanın geçidi en altda ortada görünmektedir.
Büyük kalker bloklar çöküntüyü ispat etmektedir.
Buzluk içinde buz sarkıtları ve buz çağlayanları
Buzluk tepesinden KB ye bir bakış.
Foto. D. Bediz
HARPUT’TA BEDEN BUZLUĞU 473
geç başlamaktadır. Kış esnasında soğuyan mağara, ancak sonbaharda
ısınmağa başladığından yaz aylarındaki düşük suhunetler buz teşekkülüne
imkân verir. Mevsim gecikmeleri 60—90 gün arasında değişmektedir.
Buzluğun yazı sonbaharın sonunda; kışı ise ilkbaharın başlangıcındadır.
•
Mağara içindeki sukunetler takribi olarak su kıymetleri arzederler:
Bahar Yaz Güz Kış
—5—+0° +0°- +2° +2°—+5 +5 — –5
5. Mevsimler arasındaki yukarıki farklar buzluk içindeki suhunetin
dışarıdaki suhunet kıymetlerine ne kadar tâbi olduğunu isbat etmektedir.
6. Buzluk içindeki asgarî suhunetler hiç bir zaman dışardaki asgarî
suhunetlerden daha az kıymet arzetmezler. Yani kışın buzluğun içi
daima dışarıya nazaran daha sıcaktır.
7. Buzluk içi ve dışı suhunetleri arasında daimî bir fark mevcud
olduğundan Buzluk içinde daimi bir hava cereyanı vardır. Bu suhunet
farkı ne kadar büyük olursa buzluk içindeki hava cereyanı da o
derece şiddetli olur.
8. Daimî hava cereyanı sayesinde buzluk içinde zehirli gazlerin birikmesine
imkân olmadığı için buzluk dahilinde uzun müddet kalmak
mümkündür.
9. Buzlukta buz teşekkülü ; sızan veya mevcut suların buharlaşması
neticesinde husule gelen soğuk ile değil kış ayları içinde buzluk içine
hava cereyanı vasıtasiyle giren soğuk havanın buzluk içindeki kayaların
sıcaklığını 0° dereceden aşağıya düşürmekle imkân dahiline girmektedir.
Bütün kış buzluk içindeki kayalar kaybettikleri sıcaklık neticesinde
soğumakta ve yaz ayları esnasında buzluğun içindeki havayı
soğutacak kadar kuvvetli bir “soğuk depo„ rolü oynamaktadırlar.
10. Yaz ayları esnasında buzluğa giren sıcak hava; giriş kanallarının
darlığı ve geniş çok soğuk satıhların mevcudiyeti sebebiyle buzluk
içindeki buzlan süratle eritmeğe muktedir olamamaktadır.
11. Buzluk içinde buz teşekkülü şu 4 esasa tabidir :
a) Kış ortalama suhunetleri 0° veya bundan az bulunmaktadır.
b) Daimî hava ceryanına imkân verecek fakat bilhassa sıcak yaz
havasının bol miktarda girmesine mani olacak derecede dar üst menfezlere
karşılık geniş alt menfezleri ihtiva etmektedir.
c) Yer yüzündeki suların buzluk içine sızabilecekleri şekilde bir
tavan yapısına malik bulunmaktadır. Yani kalker bir külte ve çatlaklar,
aralıklar ve kanallar ile parçalanmış ve gevşemiş ve bu boşlukların
büyük kısmı toprak ile tıkanmış bir durum. (Bu son şart suların sızmasına
elverişli olup havanın nüfuzuna mani teşkil etmesi bakımından
çok önemlidir).
d) İlk baharda eriyecek kar ve buzluğu besliyecek yağmur
mevcuttur.
12. Buz teşekkülü için lâzim olan buzluğun üstündeki toprak ve
kayalıklar arasındaki çatlaklardan ve aralıklardan içeriye sızmaktadır.
Bu suretle buzluğun her sene meydana getirdiği buz miktarı:
a) Buzluğun üstündeki toprak ve kültenin cinsine
b) İçeriye sızabilen su miktarına tabi bulunmaktadır.
13. Buzluk mıntakasına kasımda yağan kar; nisan ayında erimeğe
başlar. Aynı ayda başlayan ilk bahar yağmurları ile birlikte buzluğa
lâzım olan su sağlanmış olur. Buzluğun üstündeki karst alanı hafif bir
meyil ile kuzeye müteveccih olmasından dolayı üzerindeki karların
daha yavaş erimesi sebebiyle toprağa sızma kabiliyeti fazladır.
Buzluğun üstünde bulunan karst çukuru; üzerine yağan kardan
maada etrafındaki yüksek araziden rüzgârla sürüklenen karların toplandığı
bir alandır. Bundan maada yağmur suları da bu kars çukurunun
etrafını çerçeveleyen meyilli satıhlardan akarak bu çukurda toplanmaktadır.
Bu itibarla bu karst çukuru buzluğun âdeta bir su deposu
vazifesini görmektedir.
14. İlk baharda karların erimeğe başlaması ile bu sular toprağa
nüfuz eder. İlk bahar yağmurları da bu faaliyeti takviye eder. Eriyen
karların hasıl ettiği suların sıcaklığı ancak = 1° kadar olduğundan
toprağa nüfuz ederken ısınması lâzım gelirse de toprağın suhunetinin
en düşük bulunduğu mevsim ilk bahar olduğu için bu eriyen karların
meydana getirdiği sular ısınmadan buzluk içine girmiş bulunuyorlar.
Aynı zamanda buzluk içindeki suhunetin en düşük bulunduğu (— 5°.)
bir sıraya rastlayan bu su sızmaları sayesinde suların süratle donması
mümkün olmaktadır.
Buzluğun sularla beslenmesi zamanı ile buzluk suhunetin en düşük
olduğu zamanın aynı mevsime rastlaması sebebiyle buz teşekkülü
kolaylaşmış olur.
15. Beden buzluğu içinde teşekkül eden buzların % 99 u sızan
suların bir eserî olmakla beraber pek cüz’i bir kısmı da buzluk içine
giren havanın içinde su buharının yoğunlaşması ile hasıl olmaktadır.
16. Buzluk içinde en fazla buz ilk baharda teşekkül eder. Yaz
kuraklığının başlaması üzerine sızan sularla beslenemeyen buzlukta buz
teşekkülü faaliyeti durur. Buz miktarı her sene aynı kıymette değildir.
Yukarıda sayılan şartlara tamamen tabi bulunur. Uzun süren yağmur
mevsimi neticesinde bol miktarda buz vücut bulur. Halbuki az ve
kısa süreli bir ilk bahar neticesinde buz miktarı da çok az olur.
Buz miktarı üzerinde mühim bir tesir icra eden diğer foktör de
şudur:
İlk baharda buzluğun içi tedricen ısınmağa başlar. Mağaraya sızan
suların buzluk içindeki suhunetin 0° ve sıfırdan daha az olduğu zamana
rastlanması lâzımdır. Aksi takdirde buz teşekkül edemez. Binaenaleyh
sızıntı ile 0° derecelik suhunetin intibak etmesi şarttır.
17. Buzluğun yamaçlarından çıkan kaynakların su durumu tamamen
474 DANYAL BEDİZ
HARPUT’TA BEDEN BUZLUĞU 475
iklim şartlarına tabidir. Şöyle ki: ilk baharda su miktarı çok bol
olup suhunetleri çok düşüktür, (takriben +6° ve +5°) yazın ağustos
sonuna kadar su miktarı biraz kesilir. Fakat yine bol denecek kadardır.
Suların suhuneti biraz artmıştır: +10°, +12°. Son bahar ve kışın ise
kaynak suları çok azalmakta olan suhunetleri +12° ile +14° arasında
değişmektedir.
18. Buzluğun içine sızan suların zaman zaman husule getirdikleri
bazı değişiklikler de vardır. Fiilen buzluğun sofalarında ve bazı galerilerinde
ufalanmış ve parçalanmış taş kaya parçalan mevcuttur. Bunların
teşkil ettikleri aralıklarla buzluğun dışarısı ile olan hava irtibatı
sızan suların getirip yığdığı topraklarla kısmen tıkanarak açık kalanları
sayesinde çok kuvvetli hava ceryanları husule gelmektedir.
19. Buzluğun kış ayları esnasında dışarıya nazaran daha sıcak
olması sebebiyle bugün yalnız avcılar ısınma maksadiyle buzluğa
girmektedirler. Fakat prehistorya bakımından bu buzluğun çok eski
bir iskâna sahne olmuş olması muhtemeldir. Buzluk içinde yaptığım
dramada ancak çok yakın maziye ait bazı kalıntılara rastladım. Bazı
galerilerin yan duvarları ve hatta tabanlarının bir kısmı toprak olduğuna
göre; bunların kazılması ile bazı eşyaya rastgelmek mümkündür
kanaatindeyim. Fakat birbirine çok az miktarda istinat eden taşların
ve kayaların böyle bir hafriyata elverişli olmadığıda muhakkaktır.
Çünkü muvazenesi bozulacak yıkıntıların bir çok kazaya sebebiyet
vesmesi muhtemeldir.
20. Civar köylüler yazın kullanmak veya satmak maksadiyle birinci
sofaya kışın kar taşıyarak doldururlar. Bu suretle buzluğun hususiyetlerinden
bu şekilde de istifade ederler.
İnceleme neticesinde varılmış olan ilmî neticeleri bu suretle kaydettikten
sonra buzluk içinde, çeşitli mevsimlerde olmak üzere suhunet
ve hava cereyanlarını daha esasaslı ve teferruatlı bir şekilde tesbit
edebilmek için uzun müşahedelere ihtiyaç olduğunu da belirtmek
icabeder.
Elde edilen neticeleri hülâsa edecek olursak Harput’taki Beden
buzluğunda buz teşekkülü hadisesini şu esaslara bağlıyabilir :
Beden buzluğu dinamik hava hareketi husule getiren bir mağaradır.
Yani buzluğun çeşitli irtifalarda menfezleri vardır. Buzluğun içi
gerek Beden bağlarına açılan kaynakların ağızları ile gerekse mağara
tavanın aralıklarından ve üstten dış hava ile irtibat halindedir. Bu tesbite
göre ; buz teşekkülü için ortaya konmuş olan nazariyelerde mağaranın
bir torba gibi üst tarafında tek ağızlı olması şartı artık mevzubahis
olamaz ve Beden buzluğu için tatbik edilemez.
Buzluğun içinde ve dışındaki havanın suhunet farkları rüzgâr tevlid
eder. Yazın buzluğun içi dışarıya nazaran daha soğuk olduğu için
ağır olan soğuk hava buzluğun alt ağızlarından dışarıya akar ve üst
ağızlardan içeriye sıcak hava emilir. Kış mevsiminde ise durum tama476
DANYAL BEDİZ
men aksinedir; buzluğun içi dışarıya nazaran daha sıcaktır. Binaenaleyh
sıcak hava üst ağızlara doğru yükselir ve dışarıya çıkarken alt
ağızlardan içeriye soğuk hava emilir. Bu suretle mağaranın içine devamlı
bir şekilde giren bu soğuk kış rüzgârı buzluk içindeki toprak,
taş ve kaya kitleri ile beraber havayı 0° dan daha düşük bir suhunete
indirir. Buzluk içinde buz teşekkülü kış mevsiminde mağaraya bu suretle
giren ve içerde depo edilen kış soğuğunun bir eseri olup ; torba şeklinde
bir mağaraya çöken soğuk havanın kış müddetince kalmasından ileri gelen
bir hadise değildir. Yaz aylarında buharlaşmanın buz teşekkülüne sebep
olduğu hakkındaki görüşlerin ve iddiaların doğru olamıyacağı bu suretle
de anlaşılmış olur. Yaz aylarındaki sıcak havanın buzluğa girmesine
rağmen üst ağızların darlığı fakat bilhassa buzların teşekkül ettiği
sahaya kadar katettiği mesafenin uzunluğu sebebiyle buzlan tamamen
eritemiyecek derecede sıcaklığından kaybetmektedir. Bunu destekleyen
diğer mühim hadise de buzluk içinin ısınma ve soğumasının dışarıdaki
havaya nazaran 60-90 gün gecikmesi sebebiyle dışarıda yaz hüküm
sürerken mağara içinde henüz kış şartları devam etmekte olmasıdır.
Buzun teşekkülü için lâzım olan su buzluğun üstündeki satıhlardan
ve bilhassa Dolin çukurunu teşkil eden ve bugün geniş bir tarla
halinde bulunan kapalı havzadan buzluğa sızmaktadır. İlk baharda
eriyen karlar ve ilk bahar yağmurları bu hadiseyi takviye etmektedirler.
Beden buzluğunu ilk ziyaretimde bana kılavuzluk yapmak suretiyle
yardımda bulunan buzluk civarındaki Mücellidöğlu ailesine ikinci
ziyaretimde her türlü kolaylığı gösteren ve bir cip otomobilini bana
tahsis etmek suretiyle araştırmalarımı kolaylaştıran Sayın Vali (Raşid
Demirtaş) a, Millî Eğitim Müdürü Bay Rıfat Akıncı ile tetkikatım esnasında
bana kısmen refakat etmek nezaketini göstermiş olan Elazığ
lisesinin genç coğrafya öğretmeni Bay H. İhsan Alsal’a teşekkür ve
minnettarlıklarımı arzetmeyi bir borç bilirim.
Popularity: unranked [?]