AĞIN’IN TARİHİ
Söylentilere göre: Ağın halı eskiden, 8 km kuzeyde bulunan Hastek köyü civarında “ Hastek Kalesi’nde oturuyorlardı. Hastek köyü ve “kalesi” Arapgir Çayı” diye adlandırılan küçük bir ırmağın kenarındadır. Hastek köyü 30-35 evli bir köy olarak hala yaşamakta; Kale harap ve bir kaya kümbeti halinde yükselmektedir.
Ağın Halkının “ Hastek Kalesi’nde yaşadığı yüzyıllarda, bugünkü meskun vadide bağlar, bahçeler ve bu bağ ve bahçelerde yazlık evler vardı. Kış aylarını “ Kale” de geçiren halk, yaz mevsiminde bağ evlerine taşınır, sebze, meyve ve çeşitli ziraatle geçimlerini temin ederlerdi.
Çevredeki “sütbeyaz” tepeler, yamaçlar ve hatt-ı içtimalar, etrafa ak bir çarşaf serilmiş hissini verdiği ve ortadaki yemyeşil vadi, bu aklığı daha da kesinleştirdiği için olacak: “ Hastek Kalesi” halkı buraya (AK-İN) demişlerdir.. Bu öz Türkçe adı, zamanla gelişerek “ Ağın” şeklini almıştır.
Genel tarih bilgimizi yoklarsak, Ağın halkının Hastek Kalesi’nde bulundukları Çağın, Selçuk akınları, Haçlı seferleri ve Anadolu’ya Türk boylarının yerleşmeye başladığı çoğ olarak anlalışılır.
Hastek Kalesi, stratejik bakımdan önem taşımadığı ve Doğu-Batı arasında bir geçit üzerinde bulunmadığı için tarihi gelişmelere sahne olmamış; buraya yerleşen halk, o çağın olayları dışında kalmış ve zamanla kabuğuna çekilerek, bir Harput, bir Palu, bir Gerger Kalesi olarak tarihe geçememiş; tarih sahnesinde rol oynamamıştır.
Yukarıdaki sebepler yüzünden günümüze kadar intikal eden tarihi eserler de verilmediğinden mazi karanlı ve meçhul olarak kalmıştır.
Fatih Sultan Mehmet’in Otlukbeli’nde,Akkoyunlu Uzun Hasan’ı yenmesiyle Harput ve havalilsi Osmanlı hakimiyetine geçerken bu arada Ağın da Osmanlı İmparatorluğun hudutları içine girmiş bulunmaktadır.
Ağın, Osmanlı Devletinin duraklama devrinde önem kazanmaya başlamıştır. IV. Murat Bağda seferine giderken bu civardan geçmiş, halkın dertleriyle ilgilenmiş; seferden sonra da ilgisini kesememiştir.
Bu çağda, Ağın halkının, gurbete çıkma ve okuma arzuları gelişmiş, bu arzuların belirtisi olarak küçük Ağın kültür bakımından zenginleşmeye ve hatırı sayılan bir merkez halini almaya başlamıştır.
Ağın bu devirlerde, kemiyet ve keyfiyet bakımından çok gelişmiş: Nahiye ve Belediye teşkilatları kurulmuş, yetiştirdiği aydın insanlar devlet mekanizmasında önemli noktalar tutmaya başlamışlardır.
Bugün nüfusunun yüzde doksan beşi orta tahsil görmüş olan Ağın, ekonomik bakımdan hala geridir. Bütün zenginliğin, okutup gurbete saldığı binlerce aydın insanın manevi varlıkları teşkil etmektedir.
Ekonomi ve Tarım: Ağın halkı, her devirde geçimini gurbette aramaya mecbur kalmış dışarıdaki kazançla, içteki cılız ekonomiyi beslemeye ve yürütmeye çalışmıştır..
30 yıl öncesine kadar tarım alanında oldukça faal bir durum gösteren, fakat her yıl geçtikçe çiftçilikten biraz daha uzaklaşan halk, bugün ekmeklik buğdayının % 90’ını dışarıdan almak durumuna düşmüştür.
Eskiden beri narı, üzümü ve çeşitli meyveleriyle meşhur olan Ağın, bu özellikleriyle de zamana ayak uyduramamış, hiçbir memlekete nasip olmayan ve başka hiçbir yerde layıkıyla yetiştirilemeyen “ Kış üzümü’nü” Türkiye çapında geliştirip üretememiştir.
Sosyal Durum: Ağın halkı öz be öz Türk olup, Anadolu Türkünün bütün özelliklerini taşımaktadır. Türkçe, mahallinin özelliğini belirten bir şiveyle konuşulur. Genel olarak kültür dili hakimdir ve mahallilik her geçen yıl biraz daha silinmektedir. Mahalliliğin silinmesi yalnız dil alanında değil örf ve adetelerde de kendini açık bir şekilde gösterir. Bunda okumuşluğun ve büyük şehirlerle daimi temasın payı elbette ki büyüktür.
Eğitim ve Öğretim: Ağın’da belediye hudutları dahilindeki köy okullarıyla birlikte üç ilkokul tam kadro ile faliyettedi.r Nahiye merkezi olduğu zaman halk tarafından inşa edilen ortaokul, ilokul öğretmenlerin desteğiyle normal öğretime devam edebilmektedir.
17 köyü ve her köyünde bir ilkokul mevcuttur.
Ağın, Türkiye’de nüfusu nisbetinde en çok okumuş adam çıkaran yerdir. Ve bu özelliği ile övün ve kıvanç duymaktadır.
Niyazi Yıldım GENÇOSMANOĞLU
Popularity: unranked [?]