"ağın,agın,ağın fıkraları,ağın türküleri,ağın haber,Elazığ,elazığ resimleri,elazığ haber,elazığ müziği,harput,çaydaçıra,elazığ ilçeleri,folklor"/>
8 Eylül 2010, Çarşamba

Foto Boyutlandırma-Foto Üstüne Yazı Yazma

Serkan Güzeltarafından yazıldı. Temmuz - 23 - 2010 Yorum Yok

VSO Image Resizer

FOTOĞRAF BOYUTLANDIRMA-PİXEL AYARI YAPMA-FOTO ÜSTÜNE YAZI YAZMA


* Fotoğrafları tek tıklamayla boyutlandırmak istiyorsanız.

*Elinizdeki tüm fotoğrafları aynı boyutlandırıp, üstüne yazı yazabilir, logo koyabilirsiniz.

*Fotoğraf üstünde renk ayarı yapabilirsiniz.

PROGRAMI İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN

PROGRAM TÜRKÇEDİR

SÜRESİZ KULLANABİLİRSİNİZ LİSANS ANAHTARI VARDIR

KULLANIMI: PROGRAMI AYARLARINI DEĞİŞTİRMEDEN KURUN SONRA BİR FOTOĞRAFA SAĞ TIKLAYIP VSA İMAGE RESİZERİ SEÇİN AŞAĞIDAKİ EKRANI GÖRECEKSİNİZ. ÇÖZÜNÜRLÜKTEN DEĞİŞİKLİĞİ YAPABİRSİNİZ.EFEKTLERDEN İMZA EKLE DİYEREK FOTO ÜSTÜNE YAZI YAZABİLİRSİNİZ.RAHATLIKLA KULLANABİLECEĞİNİZ BİR PROGRAMDIR.




Popularity: 1% [?]

Ağın’lı Tahtasız Hoca

Serkan Güzeltarafından yazıldı. Temmuz - 21 - 2010 3 Yorum

 

Ağın İlçe Halk Kütüphanemize Manas Yayıncılık tarafından birçok kitap hediye edildi. Kendilerine ilgileri için teşekkür ediyorum. Uzun süredir okumak isteyip çeşitli nedenlerle okuyamadığım Eğin’de Cirit Oyunu (Günerkan Aydoğmuş), Tahtasız Hoca (Feridettin Atatuğ) Elaziz’den Elazığ’a (Yurdal Demirel) kitapları okuyup sizlerle paylaşacağım. İlk kitabımız Tahtasız Hoca Romanı.

Kitapla ilgili daha önce çeşitli bilgiler verildi ben bu yazı da aynı şeyleri tekrarlamak yerine. Dünden Bugüne Ağın’ın değişen yüzünü veya değişmeyen yüzünü görmenizi istiyorum.

Abdullah Lütfi İlköğretim Okulu’nu bilmeyen yoktur, fakat okula adını veren Abdullah Lütfi Kimdir? Sorusuna cevap verebilecek insan sayısı bir elin parmaklarını geçmez, cevap verenlerde bir iki cümle ancak söyleyebilirler.

Bizim eğitim anlayışımızın özünde kendi değerlerimizi tanımadan Galilei, Sokratesleri, tanımak var. Çocuklarımıza Türkçeyi doğru düzgün öğretmeden Fransızcalar, İngilizceler öğretmek var. Neden Milli Eğitim diyoruz? Milli Eğitimin başındaki “ Milli” sözcüğü neden var? Eğitimde milli esaslar yokken tekerleme gibi milli eğitim demek ne kazandıracak bize…

Öğretmen olmak, öğreten olmak…

Günümüzde sadece bir iş kapısı olarak görülen bu mesleğe insanlar öğretmek, öğretirken öğrenmek ve insanlığı aydınlığa kavuşturmak amacıyla yönelmiyor. Bu amaçlar çok geride kaldı. Abdullah Lütfiler yetişmiyor artık. 42 yıllık öğretmenlik hayatının sonunda kendisine verilen para ödülünü almayıp öğrencilerine ve okuluna bağışlayan ruhlar yaşamıyor artık.

Abdullah Lütfi, Tahtasız Hoca olarak biliniyor. Atın iyisine doru, yiğidin iyisine deli deriz biz. Kim faydalı bir iş yapmışsa, kim insanlığın yararına çalışmışsa toplumun gözünde ya tahtası eksik ya da DELİ’dir. En mukaddes görevlerden biri olan insanlık için çalışmak ve bunun anlamanı anlamayan insanlara daha bir bir şeyler öğretmek herkese nasip olmaz.

Ağın’da sağdan soldan çöp toplayıp çöp kutusuna atan birini gördüm. Sordum kim dedim? Deli, bunamış dediler. Deli dedikleri kişi bugün ilçemizde önemli kitaplardan imza atmış önemli bir halkbilimciydi. Başkasının attığı çöpü yerden alıp çöp kutusuna atmak ne kadar insanlık dışı bir davranış değil mi? Ne ahmaklık. Birileri hemen yanındaki çöp kutusunu kullanamayacak kadar akıllı, birileri de yerdeki çöpü alıp çöpe atacak kadar ahmak.

Bulduğu her fırsatta insanlara bir şeyler vermek amacıyla yılmadan çalışan. Kendini yakıp çevresine ışık saçan Abdullah Lütfi “ İnsan Olmanın Borcunu Ödemeliyiz” diyor. Ne demek istiyor? İnsanız işte elektrik, su borcu, tel borcunu da verdik eee başka ne borcu. Nerden çıktı şimdi bu borç meselesi? İnsan olmanın borcunu bile farkında olduğumuzu sanmıyorum. Bu borç veresiye defterine yazılan bir borç değil çünkü.

Kafadar Okuyor musun? Abdullah Lütfi Hoca’nın büyük, küçük herkese sorduğu bu sihirli cümlenin anlamı nedir? Okumak bu kadar önemli midir? İnsan neden okur? Okumak insana ne kazandırır ki.. Eğitim sisteminin önemini kavrayamadığı, ailelerin faziletini bilmediği, beynin gıdasıdır okumak. Düşmanın bile okumuşu olmalı öğrenecek çok şey var çünkü…

Beş yaşındayken, köyden ilçeye inmekte olan babası sorar;

-Ağın’dan sana ne getireyim?

-Elifba!

İleriki yıllarda da amelelik yaptığı inşaatta yiyecek almaya giden arkadaşı soracaktır;

-Çarşıya gidiyorum, sana ne alayım?

-Ariflerin Menkıbeleri adlı kitapla bir ekmek.

-Ekmeğine katık mı edeceksin kitabı?

-Ben katıksız da olsa ekmekle doyarım. Ama okumadan bilemem, okumadan öğrenemem. Bunun içinde kafamı doyurmam lazım.

Olaylar içinde bulunduğu dönemin şartlarına göre değerlendirilir. O dönemki zihin yapısıyla günümüz insanın zihin yapısını karşılaştırmakta bir mahsur görmüyorum. Ağın’da birçok kişi kütüphanenin yerini bilmez ama Ağın’da herkes kahvehanelerin yerini bilir. Neden mi? Ekmeğine katık yapmak için kitabı seçen zihniyetin yerinde yeller esiyor da ondan.

“Ağın ve Keban ilçelerinde tanınmaya başlanan Abdullah Lütfü, okuma yazma bilmesi nedeniyle çalıştığı Ağın tapu dairesinde tapu senetlerinin üzerinde ücretsizdir yazmasına rağmen okuma yazma bilmeyen vatandaşlardan memurların ücret almasını eleştirerek yöneticilerle kavga etti.

Üzerinde düşünülmesi gereken, herkese anlatılması gereken ve örnek alınacak bir davranış tabiî ki anlayana. Abdullah Lütfi’nin Ağınlı olduğunu tekrar hatırlatayım. Bir insan nasıl olurda bu duygulara sahip olur. Elde kuran yürekte iman olunca, haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır diyen bir dine mensup olunca neden olmasın?

Günümüz Ağın’ına bakalım. Bizim insanımızın üzerinde ölü toprağı var. Semazenler gibi kendi etrafında dönüp dolanıyor. Eleştirmek mi? Allah korusun !!! Haklı davanızda bile haksız düşersiniz. Çünkü döner koltukta sırtlarını halka çevirerek oturuyorlar. Ağın’da eleştiri oklarının hedefi olanların başında sanırım ben geliyorum. Neden çünkü istedikleri gibi yazmıyorum. Padişahın huzurundaymış gibi el pençe divan durmuyorum. Allah insana bir makama ulaşmayı nasip ettiyse bunun sorumluluğu ağırdır. Yalakalık yaparak Ağın’da istediğiniz makama kadar yükselebilirsiniz. Çünkü Ağın’ın yönetim şekli tamamen siyasi ilişkilere, çıkar düzenine dayanıyor. Al gülüm ver gülüm. Alan memnun satan memnun satılan zaten dünden memnun.

Abdullah Lütfi kiliseye gidiyordu. Bu yüzden ona Ağın’da ona “ Gavur” diyenler bile oldu. Bizim mantığımız her zaman düz olmuştur. Esnek bir zekaya sahip olmayı hiçbir zaman toplum olarak başaramadık. Şekilcilik diz boyu. Hazır kalıplarımız var ve bunları birilerine yapıştırmak için fırsat bekliyoruz. Sen şusun, Sen busun. “Bilgi müslümanın kaybettiği eşyasıdır.” Kaybettiğiniz bu eşyayı aramak için verilen mücadelenin ne kadar kutsal olduğunu söylemeye bile gerek yok. Abdullah Lütfi kiliseye mum yakmak için değil “Fransızca öğrenmek için gidiyordu. Fransızca, Almanca ve Arapça bilen bir hoca. Günümüzde birçok Profesör bile tek bir dili zar zor konuşurken üç dilde okuyup yazmak. Ne söylenebilir ki?

Abdullah Lütfinin bitmek bilmeyen eğitim aşkı Ağın insanında örnek olmuştur. Ağın demek muallim demektir.

Dediler ki; öyle bir gün geldi ki Anadolu’nun dört bir yanında çalışan öğretmenlere

Nerelisin diye sordular.

Her dört öğretmenden üçü:

Ağınlıyım! Dedi

Dediler ki karşılaşılan iki kişinin birbirine:

Kafadar okuyor musun? Diye sorması ülkemizde okuryazarın en az dolduğu yıllarda Ağın’da gelenek haline gelmişti.

Bir yazıda 42 yılını eğitim hayatına adamış birini tüm yönleriyle anlatmak mümkün değil. Zaten bu yazı bu amaçla yazılmadı. Ağın’ın yetiştirmiş olduğu önemli kişiler var. Bu kişileri tüm yönleriyle tanımak insan olmanın ilk borcunun ödenmesi demektir. Ağın insanın aydınlanması, ülkesinin karanlık günlerden kurtulması için meşale yakan Abdullah Lütfi diyince susmak bize yakışmaz. Bu nedenle “ Tahtasız Hoca” romanının okumanızı öneriyorum. Ağın’da kitabı okumak isteyenler için İlçe Halk Kütüphanemiz de kitap bulunuyor. Ağın dışında bulunanlar ise Manas Yayıncılıkla temasa geçip kitabı alabilirler.

TAHTASIZ SERKAN

 

 

Popularity: 1% [?]

Tüm Radyoları Dinleyin

Serkan Güzeltarafından yazıldı. Temmuz - 13 - 2010 Yorum Yok

Kullandığım ve memnun kaldığım programlardan biri olan ExarRadyo Programı, radyo dinlemeyi sevenler için güzel ve ücretsiz bir program.

Programa kendinizde radyo ekleyebilirsiniz. Örneğin Elazığ Radyolarını dinliyorsanız. Programa ekleyin. İstediğiniz zaman dinleyin.

Program Radyo Listesinde tüm radyo kanalları bulunuyor. Burdan dilediğiniz radyoyu seçip favori listenize alıp rahatlıkla kullanabilirsiniz.

Radyo Programını İndirmek İçin: www.exaradyo.com adresini kullanabilirsiniz

Popularity: 1% [?]

Beyelması Baz İstasyonuna Kavuşuyor

Serkan Güzeltarafından yazıldı. Temmuz - 13 - 2010 Yorum Yok

Aylardır Beyelması Köyüne kurulması beklenen AVEA baz istasyonunun akıbeti hakkında çeşitli teoriler ortaya atılıyordu.Kuruldu kurulacak hiç kurulmayacak gibi sözleri çok duymuştuk.Ama son günlerdeki gelişmeler bizleri bir hayli sevindirdi.Alınan bilgilere göre Hemşerimiz Cüneyt DELİKTAŞ’ın girişimleri sonucunda şu sıralar köyümüzde baz istasyonu kurulum çalışmaları tüm hızıyla devam ediyor.Kurt kolları mevkiine kurulumu başlanan vericinin bir kaç hafta içinde tamamen faal duruma geçmesi bekleniyor.Bunun ardından Köyümüzdeki bir çok Türk Telekom abonesinin ev telefonlararını kapatması gündemde.

Haber Kaynağı: www.hozakpur.com

Popularity: 1% [?]

Kpss Yolcusu Kalmasın

Serkan Güzeltarafından yazıldı. Temmuz - 9 - 2010 Yorum Yok

Ülkemizde geleneksel hale gelen, ülkede dershanecilik sektörüne yeni gelir kapısı sağlayan. KPSS sınavına saatler kaldı. Önemli olan katılmak diyip ben de sınava girmeye karar verdim.

Sınav zorularının çok zor olacağını söylemeye bile gerek yok. Milyonlarca kişinin girmiş olduğu bir sınavın kolay olmasını zaten kimse beklemiyor.

KPSS ülkemiz gençleri için bir umut sınavı. Ayrıca iyi bir gelir kapısı. Sınav sonucunda çok yüksek bir puan alsanız bile şansını çok az. Televizyonda memur alımı için çeşitli sayılar teleffuz ediliyor. Gerçekten bu sayılara inanıyormusunuz. Şu kadar öğretmen ataması yapıldı diyorlar mesela. Sözleşmeli öğretmenleri kadroya geçirip bunu atama yapılmış olarak göstermek atama yapmak mı oluyor?

***********************************************************************************************************

Cumhuriyetinin ilk yıllarında yokluk içinde olmamıza rağmen atılan adımlara bakıyorum. Günümüzle karşılaştırıyorum. Sonuç içler acısı. İki gün sonra başka bir MEB Bakanı gelir. Herşey sil baştan. Eğitim ve Sağlık alanında devamlılık ve kararlılık olması gerekiyor. Bu ülkede eğitim deneme yanılma ya da ya tutarsa mantığıyla işliyor.

*********************************************************************************************************

Popularity: 1% [?]

İbretlik İki Hikaye

Serkan Güzeltarafından yazıldı. Temmuz - 8 - 2010 11 Yorum
 

İBRETLİK İKİ HİKÂYE

Unutamadığım ve beni derinden etkileyen iki olayı sizlerle paylaşmak istedim.

Ankara’yı bilenler için Eskişehir yolu üzerinde Tahsin Banguoğlu Yurdu vardır. Ankara’da bir süre bu yurtta kaldım. Oda arkadaşlarımdan biri çok sessiz ve sakin biriydi. Üniversite sınavında dereceye girmiş, Tunceli’nin o yıl ki il birinci kendisi olmuştu. Fakir bir ailenin çocuğuydu. Okul hayatını burslardan aldığı parayla sürdürecekti. Paramın bir kısmını bir köşeye koyup ailesine göndermeyi düşünüyordu. Bir gün bir şey dikkatimi çekti. 2 günde bir çamaşırlarını yıkayıp asıyordu. Arkadaşım dedim. Bunları biriktir de hafta sonları veririz makinede yıkatırız. O bakışı hiç unutamam. Bundan başka çamaşırım yok dedi.

Yurtta aynı odada kalan insanlar aynı evin çocukları gibi olur. Biz de zamanla arkadaşımla daha samimi olduk. Dertlerimizi, sıkıntılarımızı paylaştık. Onun yokluk içinde elde ettiği bu başarı, geleceğe yönelik hayalleri beni çok etkilemişti. Okuduğum bu bölüm de çok başarılı olacam. Çok çalışacam, ailemi yokluktan kurtaracam diye hayaller kurardı. Yurtta kaldığım süre içerisinde ilk günlerden başlayarak bu kadar düzenli bir ders çalışma temposu tutturması başarılı olacağının ilk belirtileri gibiydi. Bir ay sonra beni cebeci yurduna verdiler. Arkadaşım aynı yurtta kaldı. Aynı okulda olduğumuz için iki günde bir mutlaka görür konuşurdum. Hep önüne bakar, hızlı adımlarla yürürdü. Okulların kapalı olduğu günlerde telefonlarla görüşür, hal hatır sorardım. Bir süre sonra iletişimi kopardık. Telefonları kapalı, kimsenin haberi yok. Aradan bir süre geçti. Öğrendim ki, hapisteymiş. İnanmadım! İnanamadım!

Böyle bir şey nasıl olurdu? Sevdiği kız ayrılmak isteyince kızı bıçaklayarak öldürmüştü.

Cebeci Yurdunda 4 sene kaldım. Burada da sayısız anılarım, ibretlik hikâyelerim vardır. İlki kuaförlük ve güzellik bilgisi okuyan bir arkadaşımın, haftada 6-7 saat temizlik ve sağlık bilgisi üzerine ders görmesi sonra ayağından hiç çıkarmadığı çorabı yastığının altına koyup yatmasıdır. Bir insan çorabını yastığının altına koyup yatmasının mantığı ne olabilir ki? Kendini bir de savunurdu. Ne var dün giydim…

Cebeci Yurdunun bir özelliği vardır. Görme özürlü öğrencilerin büyük bir kısmı bu yurtta kalır. Yanında Altı Nokta Körler Derneği bulunmaktadır. Bir gün okuldan çıktım yurda geldim. Odanın kapısını açtım. Boş yataklardan birinin üstü tavana kadar dolu. Üç tane yorgan. İki büyük kutu, kitaplar…

Kat sorumlusuna sordum. Dedi sizin odaya biri geldi. Eşyalarını bıraktı gitti. Akşam gelecekmiş. Bizim odanın şöyle bir özelliği vardır. Hiç akıllı insanı bizim odaya vermezler. Gerçekten gece saat 2 gibi bir patırtı koptu. Eşyaların sahibi çıktı geldi. Bir yandan yurt müdürüne söğüyor. Bir yandan ev arkadaşlarına. Adam kapıyı açtı. Lambayı açtı. Biz tabi şaşkın şaşkın bakıyoruz. Arkadaşlardan biri birader bari lambayı kapat dedi. Ne cevap verse beğenirsiniz. Körüz diye lambayı yakmayacak mıyız? Kendisiyle tanışmamız böyle oldu.

Arkadaşım Afyon Dinarlıydı. 5. Sınıfa kadar normal bir şekilde görürken, göz tansiyonu nedeniyle önce bir gözünü kaybetmiş, bir süre sonra diğer gözünü kaybetmişti. Ben onun bazen gördüğünü düşünürdüm. Ankara’da bilmediği hiçbir yer yoktu. Bir adresi sorun gören insandan daha iyi tarif ederdi. Hiç görmemesine rağmen bilgisayar kasasını açar, arızayı tespit eder gereken parçayı değiştirirdi. Görme engelli insanların diğer duyuları çok gelişir. Ellerini çok iyi kullanırlar. Boş zamanlarımda ona gazete okur, kitap okurdum pencerenin önünde durur dinlerdi. Hayata bu kadar barışık olmasını hep örnek alırdım. Aynı okulda okuduğumuz için okula çoğu zaman birlikte giderdik. İşte beni güldüren iki icraatı; Metroya bindik. Oturacak yer yok. Arkadaşım dedim yer yok ayakta gideceğiz. Bu bir bağırmaya başladı. Köre yer vermeyen kimmiş. Bu görenler kendini ne sanıyormuş. Sayıyor da sayıyor. Neyse bu kadar bağırmaya kendine oturacak yer buldu.

Okula birlikte gittiğimiz günlerden biri yine arkadaşımın keyfi yerinde. Saçlar her zamanki gibi jöleli. Elbiseler ütülü. Okula gidiyor. Neyse kızın biri yanımızdan geçerken sen tut. Serkan yavruya bak diye bağırmaz mı? Dondum kaldım. Kızdan tabi azar işittik. Şimdi bu kör de diyemiyorum. Desem de inanacak hali yok. Neyse biraz yürüdük. Sen kızı nasıl gördün dedim. Benimki de… Ne görmesi ben körüm daha öğrenemedin mi. Parfüm kokusundan anladım demez mi?

Arkadaşımın kötü bir alışkanlığı vardı. Bütün kötülüklerin anası olan içki. Bulduğu her fırsatta içki içerdi. Ne yaptımsa, ne söyledimse bu alışkanlığını bıraktıramadım. Bir süre sonra yine yurttan ayrıldı. Eve çıktı. Kimine göre içki içip balkondan düştü. Kimine göre ise de intihar etti.

Beni derinden etkileyen iki yaşam öyküsü…

Serkan Güzel

 

Popularity: 2% [?]

Ağın Tuzak Kurma !!!

Serkan Güzeltarafından yazıldı. Temmuz - 7 - 2010 3 Yorum

 

AĞIN TUZAK KURMA

İlçemizde bahçesi olan birçok kişi, su ve toprak koşulları yeterliyse imkanları ölçüsünde bağında, bahçesinde meyve ağaçları dikiyor, sebze yapıyor. Şimdi diyeceksiniz bunda ne var. Adamın kendi bahçesi kim karışır. Görünüşte özel mülküdür kimse karışamaz fakat…

Bağ ve bahçe işleri emek gerektiren işlerdir. Tek geçim kaynağı toprak olan bir ailenin bağı, bahçesi herşeydir. Çünkü rızkını ordan temin etmektedir. Kimse de istemez emeklerinin boşa gitmesini bu nedenle yabani hayvanlardan bağı, bahçeyi, tarlayı korumak için bir takım önlemler alınıyor. Bizim sorunumuz burda başlıyor.

Hayvanları uzaklaştırmak için alınan önlemler insanlar içinde tehlikeli olabiliyor. İlçemizde geçmiş dönemlerde gencecik bir arkadaşımız bu tuzaklar nedeniyle ölümden döndü. Bu tuzaklar genellikle hayvanlar görmesin diye otlarla kapatılmaktadır. Ne kadar dikkatli bakarsanız bakın görmeniz nerdeyse imkansızdır. Ayrıca orda tuzağın olma ihtimalini hiçbir zaman aklınıza getirmezsiniz. Tuzağa bastıktan sonra da zaten çok geç kalmışsınız demektir.

Bu tuzaklar bir kaç çeşit. Bazıları üstüne basıldığında hızlıca kapanıp avı yakalıyor. Bazıları ise misina ucuna bir çeşit silah bağlanıyor. Misinaya dokunduğunuz anda mekanizma harekete geçiyor ve ateş ediyor. Bu ve buna benzer tuzaklar ilçe insanı tarafından kullanılıyor.

İlçemizde bir çok bağ ve bahçe var.  Bu bağ ve bahçelerde bu tuzaklar kullanılıyor. Kurulan tuzaklara kimi zamanda zararsız hayvanlar kedi, köpek düşebiliyor. Hiçbir canlının başka bir canlıyı öldürmek gibi bir lüksü olamaz.

İlçemiz insanı özellikle dışarıdan gelenler, bağlarda ve bahçelerde gezmeyi seviyorlar. Ayrıca böğürtlen gibi çeşitli meyveleri toplamak için gezen insanları da görüyorum. Kimi insanlar yakınlarının bahçesinden bir salatalık bile koparmak isteyeceklerdir. Dalından bir sebzeyi koparıp yemek gerçekten güzeldir. Tüm bu güzellikleri kurulan bir tuzak neden yok etsin.

Bahçeninizin etrafı tellerle, duvarlarla neyle çevrili olursa olsun, veya her tarafı açık bir bahçeniz olsun. Tuzak kurmayın. Bahçenize tuzak kurup yatağınızda rahat yatmayın. O bahçeye bir çocuğun bir salatalık koparmak için girip o tuzağa bastığını ayağını koptuğunu düşünün. Ya da küçücük bir kedi yavrusunun bu tuzağa düştüğünü düşünün. İnsan düşünmek bile istemiyor değil mi? Düşünmesi bile insana korku verirken ne diye tuzak kuruyorsunuz?

Ağın’ımızın güzel bir sözü var. Yere gire diyoruz değil mi? Yere girsin gerçekten de tuzak kurup o bahçeden sebze yiyeceksek.

Hiçbir şey olmasa bile tuzak kurulan bir bağdan yenilecek her sebze haramdır.

İnsanımızın gereken duyarlılığı göstermesini rica ediyorum. Sizler de çevrenizdeki insanlara bunun tehlikesini anlatın. Çocuklarınızı da uyarın.

SERKAN GÜZEL

Popularity: 1% [?]

Güvenli Şifre Kullanmak

Serkan Güzeltarafından yazıldı. Temmuz - 7 - 2010 Yorum Yok

Gündelik yaşamızın bir parçası haline gelen şifreler doğru seçilmediğinde çok rahat bir şekilde ele geçiriliyor. Tabiki şifre oluşturmadan önce bilgisayarımızda zararlı yazılımlardan biri varsa keyloger gibi öncelikle bu tür yazılımlardan kurtulmanız gerekiyor. Yoksa ne kadar güçlü bir şifre seçerseniz seçin hiçbir işe yaramaz.

Özellikle son zamanlarda şifre kırmak için çeşitli programlar geliştiriliyor ve bunların nasıl kullanılacağı konusunda da internette sağolsunlar ! yeteri kadar açıklayıcı bilgi bulunuyor. Birilerinin sadece hobi ve zevk olarak yapmış olduğu basit bir şifre kırma işlemi sizin tüm emeklerinizi bir anda yok edebilir.

Bu kurallara dikkat edersiniz kimse şifrelerinizi ele geçiremez.

1-Sokaktaki her adamın tahmin edebileceği basit şifreler kullanmayın.

2-Şifreleriniz sadece sayılardan harflerden oluşmasın. (2452754)-(adfaortw) gibi.

3-Şifreler özel karakterler içermeli. (@#$%^& ) gibi.

4-Şifre seçerken ( s5r%k@ng=z&e^) gibi bir şifre seçerseniz. Siz unutmadığını sürece kolay kolay kimse kıramaz.

5-Oluşturduğunuz şifrelerin ne kadar güvenli olduğunu öğrenmek için

Parola Aracı kullanabilirsiniz. Şifrenizi yazdığınızda size ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor.

Popularity: 1% [?]

Dut Ağacından Masa Yapmak

  Ağın’da kimse farkın da olmasa da bir halkbilimci yaşıyor. Soruyorlar sen ne okudun diye? -Türk Halkbilimi diyorum… EEE. Ne olacan şimdi [...]

Ağın Sandığa Ne Atar?

 AĞIN SANDIĞA NE ATACAK Bu yazıyı sandıktan ne çıkar diye merak edip okuyacaksanız boşuna okumayın çünkü bu amaçla yazılmadı. Bu [...]

Topaç Çevirmeyeli Kaç Yıl Oldu?

   Topaç Çevirmeyeli Kaç Yıl Oldu? Yıllardır çocukların elinde ne bir misket ne de bir topaç görüyorum. Bizim zamanımızın en [...]

Tolla Su İçerdik Bir Zamanlar

  Nerde bir tol görsem aklıma çocukluğum gelir. Her evde duvara asılı bir tol mutlaka vardır. Her çeşmenin başında bir [...]

HE Mİ YOĞ MU GÜNCEL ANAYASA TARTIŞMASI

Zamanın birinde Ağın’dan biri Erkan Yolaçın Evet, Hayır yarışmasına katılmış. Tabi Erkan Yolaç’ın tüm çabalarına rağmen bizim Ağın’lı ne evet ne hayır demiş

Güncel Meseleler

GÜNCEL MESELELER ÜZERİNE KISA YAZILAR KPSS (KAMUYA CEMAATTEN ADAM ALMA SINAVI)     Ülkemizde büyük bir işsizlik sorunu var. Milyonlarca [...]

Ağın’lı Tahtasız Hoca

  Ağın İlçe Halk Kütüphanemize Manas Yayıncılık tarafından birçok kitap hediye edildi. Kendilerine ilgileri için teşekkür ediyorum. Uzun süredir okumak [...]