
ÖLDÜRÜLEN YILAN
1967 yılı Haziran ayının sonundayız. Necat Kurtkaya, Günerkan Aydoğmuş, Alaeddin Yazıcı ve ben Orhan Ercan sabah erken çaylara olta ile balık avına gittik. Daha önceden oltalarımızı hazırlamıştık. Olta ağaçlarımız 3 -3,5 m. uzunluğunda, uçları çatal çubuklardan oluşuyordu. Uçlarının çatal olmasının nedeni; oltalarımız su içerisinde kök veya taş aralarına takılırsa çıkartmak içindi. Yedek oltalarımız vardı, bir birlerimize yardımcı oluyorduk.
Caddeden su değirmenine giden patika yoldan geçerek değirmenin yukarısındaki dut bahçelerinden kutulara oltalarımızdan hemen düşmemeleri için yarı değmiş dutlardan doldurduk. Günerkan ve ben mağaraya gitmeden top taşın altına gittik, Alaeddin ve Necat’ta mağara önündeki çağlayana gittiler. Mağarada içme suyu olduğu için toplantı yerimiz orasıydı. Değirmen arkından yukarı doğru giden arkadaşlar yüksek sesle konuşuyorlardı. Arkın duvar deliğindeki yılan, arkadaşlar önünden geçtiklerinde başını bir karış uzatıp içeri çekmiş. Olta çubuğunu deliğe soktuklarında, yılan ıslık sesi ile tekrar başını delikten çıkartıp çekmiş. Bizlere seslendiler, ben de karışmayın yolunuza devam edin dedim. Bir ara taş topladıklarını, konuşmalarından anladık. Duvarın, üstüne de taş toplamışlar. Planları şöyle; Necat duvarın üstüne çıkacak elindeki çubuğun çatal kısmını deliğin hizasında tutacak. Alaeddin yılanı kızdıracak, başını çıkarttığında boynuna bastırıp taşlarla öldürecekler. Yılanı kızdırırlar, çatal çubuğu boynuna bastırırlar, çatal kırılır, kızgın yılan delikten çıkmakla bitmez. İkisi iki yandan taşlarla iki metreye yakın, kol kalınlığındaki engerek yılanını öldürürler. Biz de sonradan oradan geçtiğimizde, yılanın üzeri hemen tamamen taşlarla kaplı olduğunu gördük.
Yanlarına gittiğimizde yılanın o kadar büyük olduğunu bilemedik dediler, ancak o yılan tüfekle daha kolay öldürülürdü.Bu olaydan 15-20 gün sonraydı. Kohpinik’ten Ağa Dayı (Abdurrahman) Mehmet Kapusuz Amcaya (Kadı Yoran) haber göndermiş, benim balık tutacak çocuklarım burada yoklar, sizleri özledim. Orhan’la gelin balık yiyelim. Çaylarda Ağa Dayı ile değirmenin önünde buluştuk. Değirmen arkına yukarı Ağa Dayı önde, Saatçi Amca ortada, ben de arkalarından giderken, yılanı öldürdüğümüz yere gelmiştik.(Taşlar hala oradaydı) Ağa Dayı, Dayım torunu dedi. (Akrabalar) ben geçen günler buradan mağaraya su içmeğe giderken arktaki bu taşların altında bir yılan öldürmüşlerdi. Allah seni inandırsın bir ejderha gibiydi. 60 yaşını geçtim buralarda böyle bir yılan görmedim. Bunu öldürenin yüreği çataldır dedi.
Ben, Ağa Dayı o yılanı Necatla, Alaeddin öldürdü diyince inanamadı, amma ben biliyorum, biliyorum ki bu bir acemi işidir, çünkü aklı başında olan bu yılana karışmazdı. Tüfek olsa belki…
O gün akşama kadar avlandık, çok balık tuttuk Ağa Dayı közde iyi balık pişiriyordu. Hepsini Allah rahmet eylesin…
Orhan ERCAN
Popularity: 1% [?]













Ağın Fıkraları
Ağın Fotoğrafları
Ağın Leblebisi Araştırması
Elazığ-Ağın Müzikleri
Elazığa Özgü Ürünler