"ağın,agın,ağın fıkraları,ağın türküleri,ağın haber,Elazığ,elazığ resimleri,elazığ haber,elazığ müziği,harput,çaydaçıra,elazığ ilçeleri,folklor"/>
9 Eylül 2010, Perşembe

 

ÖLDÜRÜLEN YILAN

1967 yılı Haziran ayının sonundayız. Necat Kurtkaya, Günerkan Aydoğmuş, Alaeddin Yazıcı  ve  ben Orhan Ercan sabah erken çaylara olta ile balık avına gittik. Daha önceden oltalarımızı hazırlamıştık. Olta ağaçlarımız 3 -3,5 m. uzunluğunda, uçları çatal çubuklardan oluşuyordu. Uçlarının çatal olmasının nedeni; oltalarımız su içerisinde kök veya taş aralarına takılırsa çıkartmak içindi. Yedek oltalarımız vardı, bir birlerimize yardımcı oluyorduk.

Caddeden su değirmenine giden patika yoldan geçerek değirmenin yukarısındaki  dut bahçelerinden kutulara oltalarımızdan hemen düşmemeleri için yarı değmiş dutlardan doldurduk. Günerkan ve ben mağaraya gitmeden top taşın altına gittik, Alaeddin ve Necat’ta  mağara önündeki çağlayana  gittiler. Mağarada içme suyu olduğu için toplantı yerimiz orasıydı. Değirmen arkından yukarı doğru giden arkadaşlar yüksek sesle konuşuyorlardı. Arkın duvar deliğindeki yılan, arkadaşlar önünden geçtiklerinde başını bir karış uzatıp içeri çekmiş. Olta çubuğunu deliğe soktuklarında, yılan ıslık sesi ile tekrar başını delikten çıkartıp çekmiş. Bizlere seslendiler, ben de karışmayın yolunuza devam edin dedim. Bir ara taş topladıklarını, konuşmalarından anladık. Duvarın, üstüne de taş toplamışlar. Planları şöyle; Necat duvarın üstüne çıkacak elindeki çubuğun çatal kısmını deliğin hizasında tutacak. Alaeddin yılanı kızdıracak, başını çıkarttığında boynuna bastırıp taşlarla öldürecekler. Yılanı kızdırırlar, çatal çubuğu boynuna bastırırlar, çatal kırılır, kızgın yılan delikten çıkmakla bitmez. İkisi iki yandan taşlarla iki metreye yakın, kol kalınlığındaki engerek yılanını öldürürler. Biz de sonradan oradan geçtiğimizde, yılanın üzeri hemen tamamen taşlarla kaplı olduğunu gördük.                                                         

Yanlarına gittiğimizde yılanın o kadar büyük olduğunu bilemedik dediler, ancak o yılan tüfekle daha kolay öldürülürdü.Bu olaydan 15-20  gün sonraydı. Kohpinik’ten Ağa Dayı (Abdurrahman) Mehmet Kapusuz Amcaya (Kadı Yoran) haber göndermiş, benim balık tutacak çocuklarım burada yoklar, sizleri özledim. Orhan’la gelin balık yiyelim. Çaylarda Ağa Dayı ile değirmenin önünde buluştuk. Değirmen arkına yukarı Ağa Dayı önde, Saatçi Amca ortada, ben de arkalarından giderken, yılanı öldürdüğümüz yere gelmiştik.(Taşlar hala oradaydı) Ağa Dayı, Dayım torunu dedi. (Akrabalar) ben geçen günler buradan mağaraya su içmeğe giderken arktaki bu taşların altında bir yılan öldürmüşlerdi. Allah seni inandırsın bir ejderha gibiydi. 60 yaşını geçtim buralarda böyle bir yılan görmedim. Bunu öldürenin yüreği çataldır dedi.

Ben, Ağa Dayı o yılanı Necatla, Alaeddin öldürdü diyince inanamadı, amma ben biliyorum, biliyorum ki bu bir acemi işidir, çünkü aklı başında olan bu yılana karışmazdı. Tüfek olsa belki…

O gün akşama kadar avlandık, çok balık tuttuk Ağa Dayı közde iyi balık pişiriyordu. Hepsini Allah rahmet eylesin…

Orhan ERCAN

Popularity: 1% [?]

 

İlçemizde ağaçlandırma çalışmaları tüm hızıyla devam ediyor. Ağın’da dikili bir ağacınız olsun kampanyasına destek olmak isterseniz aşağıdaki hesap numarasına yardımlarınızı gönderebilirsiniz. Ağaçlandırma çalışmaları ilçemiz insanına geçici de olsa yeni bir iş kapısı oldu. 16 işçi şu anda bu işten para kazanıyor.

Hesap No: Ağın T.C.Zıraat Bankası 6827908-5005

  • Aralık 2008 tarihi itibari ile 9 işçi sosyal güvenceli olarak çalıştırılarak,10.000 adet çukur Mart 2009 tarihinde dikim yapmak üzere, kazımı tamamlanmıştır. Maliyeti 1.780,00TL dir.
  • Mart 2009 tarihinde dikim yapılmak üzere 2 yaşında 3000 adet tüplü çam fidanı kampanya hesabından satın alınmıştır. Maliyeti 1430,00TL dir.
  • Mart 2009 tarihinde dikim yapılmak üzere 2 yaşında 3000 adet tüplü çam fidanı Elazığ Orman Müdürlüğünden tahsisi yaptırılmıştır.
  • Ocak 2009 tarihinde İl Özel İdaresinden temin edilen bir adet dozerle Osman Tepesi mevkiinde teraslama çalışmaları başlatılmıştır. Giderler, il Özel İdaresi ve Ağın İlçesi Köylere Hizmet Götürme Birliğince karşılanmaktadır.
  • Ocak 2009 tarihinde Osman tepesi mevkiinde 8000 adet meşe palamudu ve 8000 adet badem tohumu dikimi sosyal güvenceleride karşılanan 6 işçi tarafından dikimi yaptırılmıştır. Maliyeti 3.200,00TL dir.
  • Mart 2009 tarihinde Osman Tepesi mevkiinde 15.000 adet tüplü çam fidanı ve 6000 adet akasya fidanı dikimi için çalışmalar büyük bir hızla devam etmektedir.
  • 10.03.2009 tarihinde Osman Tepesinde 12.000 akasya fidanı dikimine başlandı.
  • 17.03.2009 tarihi itibari ile 12.000 bin akasya dikimi tamamlandı.18.03.2009 tarihinde tüplü çam dikimine başlanacaktır.
  • 18.03.2009 tarihi itibari ile çam dikimine başlandı. 20.03.2009 tarihi itibari ile 3000 adet tüplü çam dikimi gerçekleştirildi.
  • 10.04.2009 tarihi itibari ile 12000 adet tüplü çam fidanı dikimi tamamlanmıştır. Sulama ve çapalama için tüm hemşerilerimizin katkılarını bekliyoruz.
  • 09.07.2009 tarihinde 12000 adet çam fidanının sulanmasına başlanmıştır.
  • 20.000 bin badem fidanı dikimi için çalışmalara 01.03.2010 tarihinde başlanmıştır.

 

Popularity: 1% [?]

Hayaller Suya Düştü – Günışığı Gazetesi

Vedat YETİK

Ağınlılar Dernek Başkanı Av. Tan Yıldırım, 2001 yılında temeli atılan ancak ödenek yokluğu nedeniyle yarım kalan Ağın köprüsünün biran önce tamamlanması istedi.

Yıldırım, yaptığı açıklamada, Ağın ilçesi ile Elazığ arasında ulaşımı sağlayacak olan Keban Baraj Gölü üzerindeki Ağın Köprüsü`nün 9 yıldır tamamlanmayı beklediğini bildirdi.

Ağın halkının 40 yıldır köprü özlemi olduğunu belirten Yıldırım, “1975 yılında tamamlanan Keban Barajı ülke ekonomisi için büyük kazanç getiren bir yatırım olduğu kadar su tutulan havzanın civarında yaşayan yöre halkı için de bir takım olumsuzluklar doğurmuştur. Keban barajının yapılmasıyla ve barajda su tutulmasıyla birlikte yöre halkı adeta sudan çıkmış balık gibi oldu. Baraj yapılmadan önce Fırat Nehri üzerinde ulaşımı sağlayan tarihi Karakaya köprüsü ve yine eski Pağnik asma köprüsü Ağın ilçesi ile Elazığ Malatya arasındaki bağlantıyı sağlıyordu. Baraj yapılınca iki köprü de sular altında kaldı. Avrupa’da barajlar yapılırken yöre halkının mağdur olmaması için Devlet elinden geleni yapar. Yolu su altında kalmış ise yol yapar, köprüsü su altında kalmış ise köprü yapar. Bizde böyle bir anlayış maalesef yok.” diye konuştu.

SİYASETÇİLERE ELEŞTİRİ

Dönemin hükümeti tarafından temeli atılan ve her iki yandaki ayakları bitirildikten sonra yarım bırakılan Ağın köprüsüne, o günden buyana bir çivi çakılmadığını belirten Yıldırım, şöyle konuştu: “9 Yıldır tamamlanmayı bekleyen köprümüz maalesef sahipsizliğin kurbanıdır. Biz köprümüze sahip çıkmadık. Ağın köprüsünün, ne siyasetçilerimiz ne de bürokratlarımız tarafından dile getirilmemesi, gündemde tutulmaması düşündürücü ve manidardır. Ağın, Elazığ’ın ilçesi değil midir? Buradan sayın milletvekillerimize soruyorum; iki yasama dönemi içerisinde TBMM’de kaç defa Ağın köprüsünü gündeme getirdiniz. Yöre halkının 40 yıllık özlemini Sayın Başbakana ilettiniz mi? Sayın milletvekillerimiz, Ağın ve Ağınlılar’ın sizler için bir önemi var mıdır? Var ise bunu köprümüzü tamamlayarak gösteriniz diyoruz.”

KÖPRÜNÜN ÖNEMİ

Yıldırım, köprü için yapılacak harcamanın buna değmeyeceği yönünde kamuoyunda yanlış bir algılamanın sözkonusu olduğunu ifade etti.

Bu algının, yanlış bilgilendirmeden ve olumsuz propagandadan başka bir şey olmadığını belirten Yıldırım, “Bu köprü, özelde Elazığ-Malatya, genelde ise tüm Doğu-Güneydoğu illerinin Ağın-Kemaliye ilçeleri üzerinden Erzincan ve Karadeniz’e bağlantısını sağlayacaktır. Bu güzergahtaki yolların da ıslahı ile belirttiğimiz güzergah Karadeniz’e ulaşımı 7-8 saat kadar kısaltacaktır. Kaldı ki bir yere hizmet götürürken verimliliğe veya vatandaşın kafa sayısına bakılmaz. Sırf Ağın ve yöresi için dahi olsa bu köprünün biran önce bitirilmesini istiyoruz. Ayrıca önümüzdeki günlerde AİHM’ye gidecek bir yargı sürecini başlatmayı düşünüyoruz.

Bildiğim kadarıyla en son, tekrarlanan Mahalli Seçimlerde Ağın’a gelen Devlet Bakanı Faruk Nafız Özak, Ağın ilçesini ziyaret etti ve burada açıklama yapan Bakan Özak, Ağın Köprüsü’nü 2010 yılı sonunda bitirmeye çalışacaklarını söylemişti. Sayın Bakanın sözünde durmasını Ağınlılar olarak temenni ediyoruz.” dedi.

Popularity: 1% [?]

Ağın Kültür ve Sanat Sitesi olarak web sitemizle ilgili bazı açıklamalar yapma gereği hissettim.

Web sitemizin içeriği; Sitemizde Ağın ile ilgili yazıların yanında farklı konularda yazılar da yer alacaktır. Burası Ağın sitesi ne gerek var bu tür yazılara diye düşünmeyelim lütfen.

Web sitemiz hangi amaçla açıldı; Ağın sözcüğünün yanına kültür sözcüğünü getirmekten başka bir amacımız yok. Ağın’ın adını birçok şekilde duyduk. Ağın’ın kültürel yönünü hep ihmal ettik. Ağın’ın ne kültürü var ki bu siteyi açtın diyenler bile oldu.

Web sitemizin şimdiki durumu; 11.700 sayfa görüntülenme sayısı, 2.750 ziyaretçi sayısı, Fransa ve Almanya gibi yurt dışından bir çok ziyaretçide sitemize giriş yaptı. Sitemizde en çok ziyaret edilen bölüm çok ilginçtir ziyaretçi defteri oldu. Sitemizin aylık trafiği 5 gb geçtiği için artırmak zoruna kaldık. Buradan Aşır Şimşek Bağcılık Çiftliği Sahibi; Mustafa Şimşek Beye yardımları için teşekkür ediyorum. En beğenilen yazı ise “Ağın Köprüsünde Son Nokta” adlı yazı oldu. Sitemize en çok; Elazığ, İstanbul, Ankara, İzmir, Malatya ve Adana illerinden giriş yapıldı.

Web sitemizin gelişmesi için; Ağın Kültür ve Sanat sitesinin gelişmesi aynı zamanda ilçemizin tanıtılması anlamına da gelmektedir. Ağın’la ilgili şimdiye kadar açılmış en kapsamlı siteyi tek başıma yürütmeye çalışıyorum. Siz de kabul edersiniz ki bu işler tek başına yapmak çok zor. Sitemizin diğer bölümüyle ilgilenecek birileri olsa ben yeni araştırmalara ve yazılara yönelmek istiyorum. Ama tek başıma bu mümkün olmuyor. Sizlerin özellikle yazılarınızla siteye destek olmanızı istiyorum. Yazı yazmak gerçekten çok kolay bir iştir. İlk başlarda zorlanırsınız fakat sonrası çorap söküğü gibi gelir yeter ki isteyin ve yazın. Sizler yaş itibariyle bir çok şeyi gördünüz, yaşadınız, tecrübeleriniz var. Yazacak hiçbir şey bulamıyorsanız? Sizin zamanız da Ağın’da kimlerin dükkânı vardı onları gözünüzün önüne getirip iki satır yazın sonra bir anınız aklınıza gelir ve bir yazı ortaya çıkar. Bizim evin önünde kurun vardı yazısı da böyle ortaya çıktı.

Halkbilimci Olmak; Beni tanıyanlar az çok Türk Halkbilimi gibi adı sanı belli olmayan bir bölümden mezun olduğumu bilirler. Bizler eski kafalı insanlarız. Kültür gibi bu ülkede ihmal edilen bir alanda eğitim görecek kadar kafası çalışmayan insanlarız. Bu ülkenin doktora, mühendise, avukata ihtiyacı varda bizim gibi eski kafalılara yer yok. Bizler toplum içinde zorla yer edinmeye çalışan insanlarız. İki büyük düşmanımız var. Kültür erozyonu ve insanımızın ilgisizliği. Bir halkbilimci olarak ne hissettiğimi bilmeniz için bunları yazdım.

Bizler üretmesini seven insanlarız; Düşündüm taşındım. İş bulmaya bulamayacağız. O zaman kendi işimizi kurarız biz de…

Bundan bir tane alacam  adını bile goydum ” SALAĞANA”  Yazın göl üzerinde gezi düzenleyecem

Fiyatlar Şele

*Gişi 5 TL

*Bayan 3 TL

*Çağalara Beleş (Üç çocuktan fazlasını almik ama)

*Üzme bilmeyenler geziye gatılamaz. Gatılsa bile geri dönemez.

İşte Ağın Kültür ve Sanat Sitesinin Farkı… TABİ benimde katkım oluyor

Popularity: 1% [?]

Web sitemizde her türlü haber yer alacaktır. Ülkemizdeki gelişmelere kayıtsız kalmamız düşünülemez.

Erdal Sarızeybek’in Kaleminden

Atatürk, Mersin’e yaptığı seyahatlerden birinde, şehirde gördüğü büyük binaları işaret ederek sormuş :

 - Bu köşk kimin?

- Kirkor’un…

- Ya şu koca bina ?

- Yorgo’nun

- Ya şu?

- Salomon’un…

 Atatürk biraz sinirlenerek sormuş :

- Onlar bu binaları yaparken ya siz nerede idiniz?

 Toplananların arkalarından bir köylünün sesi duyulur :

- Biz mi nerede idik ?

Biz Yemen’de, Tuna boylarında, Balkanlarda Arnavutluk dağlarında, Kafkaslarda, Çanakkale’de, Sakarya’da savaşıyorduk paşam…

-Atatürk bu hatırasını naklederken :

- Hayatımda cevap veremediğim yegane insan bu ak sakallı ihtiyar olmuştur, der dururdu…

 Köymen, Hulusi; Atatürk’ü anmak kitabından, s. 260

 ŞİMDİ ARADAN YILLAR GEÇTİ, OTURMUŞUM BİR KÖŞEYE KENDİ KENDİME SORUYORUM:

 - Bu gemi kimin?

- BAŞBAKAN’IN OĞLUNUN!

- Bu televizyonlar kimin?

- BAŞBAKAN’IN ARKADAŞLARININ!

- Bu kaçak villa kimin?

- BAŞBAKAN’IN ANASININ…

 KENDİ KENDİME KIZIP:

-Peki sen ne yaptın? diye kendime soruyorum.

 - BİZ NE Mİ YAPTIK? BİZ TERÖRLE MÜCADELE İÇİN CANLARIMIZI VERİP, YILLARIMIZI DAĞLARA GÖMÜYORDUK…

ONLAR KOLTUĞU PARAYA, ONLAR TERÖRÜ PARAYA, ONLAR HALKIMIZIN ÇARESİZLİĞİNİ PARAYA TAHVİL EDERKEN!…

 ERDAL SARIZEYBEK

Popularity: 1% [?]

AĞIN NEDEN KAYBEDİYOR !

Öncelikle bu yazıyı okumadan önce sizlerle bir anlaşma yapalım. Anlaşmamamızın tek bir maddesi var. Bu yazıyı okurken; siyasi düşüncelerinizi bir kenara bırakacaksınız. Hiçbir siyasi partiyle gönül bağınızın olmadığını kabul edeceksiniz. Eğer bu yazıya siyasi bir çerçevede bakacaksınız. Hiç yorulmayın bundan sonra yazacaklarım sizi ilgilendirmiyor.

Bu yazının sahibinin siyasi düşüncesi ne olacak peki diye düşünüyorsanız? Hiçbir siyasi partiye yakınlık duymuyorum. Şimdiye kadar hiçbir parti binasına girmişliğim yoktur. Hiçbir partinin rozetini alıp da yakama takmadım. Hiçbir partinin sözcüsü, savunucusu olmadım. Özellikle Üniversite ortamlarında gençler siyasi düşüncelere kendilerini fazla kaptırır. Okul sıralarında da hiçbir siyasi düşünceye yakın olmadım.

Seni ne ilgilendirir? Sana mı kaldı? Bunlar mezara kadar benim en nefret ettiğim sözcükler olacaktır. Başımdan geçen bir olayı bu yazıyı neden kaleme aldığımı anlamanız için yazıyorum.

Evet beni ilgilendirmiyordu ama….

“Ankara’da okuldan çıktım. Yurda gidiyorum. Metrodan indim. İşten çıkış saati olduğu için adım atacak yer yok. Merdivenleri tam çıkarken baktım bir kadın oturmuş ağlıyor. Yine yurtların çok olduğu bir yer olduğu için oradan geçenler hep genç insanlar. Ben de kadının yanından herkes gibi geçtim, biraz yürüdüm. Kendimden utandım. Hemen geri döndüm. Kadının yanına bağdaş kurarak oturdum. Abla dedim niye ağlıyorsun, ne oldu? Bu arada yerdeki kan lekeleri de dikkatimi çekti. Metronun güvenliği beni dövdü dedi. Niye dedim, ne yaptın? Burada mendil satıyordum dedi, kalkmayınca tekme tokat dövdü. Hemen çevreye baktım, yaşlı bir amca var. Amcaya sordum. Baktım amca da olayı görmüş. Kadının anlattıklarının aynısını anlattı. İndim aşağı, 80 kiloluk bir adam, belinde copu var. Zeballah gibi bir şey. O kadını neden dövdünüz dedim. Sen kimsin dedi, seni ne ilgilendirir? Doğrusunuz dedim beni ilgilendirmez. Çünkü adam kafadan bir şey uydurup beni de suçlu duruma düşürebilir. Adamın yanından uzaklaşıp telefona sarıldım. 5 dakika sonra polisler çıktı geldi. Baktım bunlar güvenlikle anlaşıp olayı kapatmaya çalışıyorlar. Polislere de, siz ilgilenmeyecekseniz ben bu kadını hastaneye götürüp, darp raporu alacağım dedim. O arada güvenlik de yanımıza geldi mi? Bu adamla da karşı karşıya geldik mi? Dedim ben bu adamdan şikâyetçiyim. Kadını neden dövdüğünü sordum. Bana o Çingene dedi. Sen karışma. Baktım polis ama burada satış yapmak yasak filan ayağı çekecek. Bakın dedim bu kadın burada bir güvenlik sorunu yaratıyorsa hiçbir şey demiyorum. Ama akşam tinerciler burada kaç kişiyi bıçakladı. Bu kadına gücü yeten güvenlik tinercilere bir şey yapmıyor. Ben yine şikâyetçiyim. Tamam dediler biz ilgileneceğiz. Ablaya da sıkı sıkı tembihledim. Sakın ola şikâyetinden vazgeçme. Olay öyle kapandı. Aradan bir hafta geçti. Yine yurda gidiyorum. Biri abi abi diye bağırdı. Baktım bizim abla. Heyecanlı heyecanlı anlatıyor. Abi, dedi vallaha sen ne dediysen aynısını yaptım. Eee !! dedim güvenlik ne oldu? Baktım bilmiyor. Yine iş bana kaldı. Aşağı indim. Abi dedim burada falanca bir abi vardı. Bizim akrabamızdı, nerelerde o? Hiç sorma onun başına bir iş geldi ki dedi burada bir kadını dövmüş açığa aldılar. Bir daha da o güvenliği görmedim.

Bu olayı neden anlattım? Hiç tanımadığım bir kadının durumu bile beni ilgilendirirken. Yaşadığım ilçede hiçbir haksızlığa, yanlışa banane, beni ilgilendirmez diyemem.

Yazının başlığına dikkat ettiniz mi, Ağın Neden Kaybediyor? Bazı insanlar tünele baktığında sadece tüneli görür. Bazıları tünelle birlikte ışığı görür. Bazıları da hem tüneli hem ışığı hem de tünelin sonundaki ışığı görür. Ağın insanı şu anda burnunun ucunu göremiyor! Şu sözü çok severim. İnsanlar layık olduğu şekilde yönetilir. Birey olarak bizler ne kadar güçlü, donanımlı insanlar olursak ilçemiz, ülkemiz de o oranda gelişecektir. Birey olarak bizlerin sorumluluğu nedir peki? İlçemize karşı vefa borcumuzu ödemekle işe başlayacağız.

Ağın diyince insanların aklına ne geliyor. Okumuş ve yazmışların çok olduğu bir ilçe değil mi? Okumak yazmak buysa. Cahilliğe kurban olayım. Okumuş insan aynı zamanda aydın insandır. Düşünebilen, üretebilen insandır. Okumuş insan dönüp arkasına bakmasını bilen insandır. Bizim aydınlarımız ne yapıyor? İsimlerinin önündeki unvana sırtlarını dayayıp kendilerine çalışıyorlar. Bu adamların hiçbir icraatı yok… Bu aynı zamanda şunu gösteriyor. Okumakla bir halt olmuyor. Ben bile yarım aklımla oturup bir şeyler yazabiliyorken bu insanların KOCAMAN unvanları varken dut yemiş bülbül gibi susuyorlar. Herkes imkânı ölçüsünde neden gayret göstermiyor? Ağın’ın önündeki en büyük engellerden biri okumuşun yazmışın çok olduğu fakat ilçesine hizmet etmeyen insanlar.

Tabi ki bu ilçeye hizmet etmek için okumuş olmak şart değil fakat onlar biraz daha eğitim aldığı için duyarlı olmasını beklediği için aydın sözünü kullandım. Üniversite gençlerine bir iki kelime etmeden onları da bırakmak istemiyorum. Sizler neden okuyorsunuz veya neden okudunuz? Bu ülkeye, yaşadığınız yere, yakın çevrenize faydanız olmayacaksa neden okudunuz? İyi ben ne yapabilirim ki… Zıkkımın kökünü yap ne yapacan. Hangi bölümde okuyorsan ilçemizde mutlaka o alanla ilgili bir çalışma yapabilirsin. Ben çalışma yapmak istiyorum ama aklıma gelmiyor diyorsa ben size konu bulurum.

Yakın ilçelerde neler olup bittiğini ne kadar takip ediyorsunuz mu bilmiyorum ama ben yakından takip ediyorum. Bizim ilçemizdeki haberleri az çok biliyorsunuz. Diğer ilçeler yüksek okul açmak için uğraşıyor. Spor kulüpleri hakkında haberleri yayınlıyor. İleriye dönük çalışmalar yapılıyor. Biz ne yapıyoruz? Ayda bir güncelleme zahmetinde bulunduğumuz sitelerle iş yapıyor görünmek için haber yapıp yayınlıyoruz.

Keban’ın spor kulübü var ve sahalarında çimlendirme çalışmaları yapılıyor. Biz hangi aşamadayız. Neden bu ilçenin bir spor takımı yok? Bizim ne eksiğimiz var? Bizim ne eksiğimiz olduğunu söyleyeyim size. Her şeyi çok biliyoruz. O kadar iyi biliyoruz ki. Futbol sahasının zemini tarla gibiyken, sahanın etrafı Nasrettin Hocanın türbesi gibiyken, getirip tribün yaptık. Bu da yetmiyormuş gibi ne kadar para harcandı bilmiyorum soyunma odaları yapıldı. Bu şuna benziyor. Çok sevdiğiniz bir araba var önce tekerleğini alıyorsunuz. Sonrası kısmet artık. Böyle bir saçmalık olabilir mi? Bunun mantıklı bir açıklaması olabilir mi? Bugün kocaman puntolarla spor kompleksi diye bir tabela asılmış. Ne olacak Fenerbahçe gelip antrenmanlarını burada mı yapacak? Taşlı tarlada düşüp kafalarımız yarılmadan önce, dışarı giden topları getirmekten canımız çıkmadan önce aklınız nerdeydi? Bilen insanlar haliyle bu kadar çok olunca sonuç kaçınılmaz oluyor.

2010 Ağın Eczanesi kapalı neden hiç düşündünüz mü? Kendi ülkesine uyum sağlamayı başaramayan yöneticiler Avrupa Birliğine Uyum sağlamaya çalışıyor ya ondan. Neymiş efendim işte nüfusu şu kadar olacakmış ta, bilmem ne olması gerekiyormuşta… Seçim zamanı bu ilçenin nüfusu az gelmiyordu şimdi mi size az geliyor. Maşallah hiç boş bırakmadınız burayı seçim zamanı. Bu işin güzel tarafı buna inananlar da var. Benim elimden bir şey gelmiyor diye kurp da hazır.

Başka bir saçmalık adrese kayıtlı nüfus sistemi. Her şey bilgisayar ortamında olacak ya. Teknolojiye ayak uyduracağız ya. Sanki ülke nüfusu değişince ona göre yatırımlar değişiyor, yeni iş alanları filanda açılıyor ya. Zaten günümüzde nüfustan çok “ Bizim adamımız veya değil sistemini” kullanıyorsunuz. Ülke nüfusundan size ne?

Ağın’ın kaybetmesini nedenlerini özetleyip yazıma son vereyim

  • Gerekli yerlerde gereksiz insanlar var.
  • Okumuşu çok, anlayanı az.
  • Banane! Beni ne ilgilendirir. Yaşam felsefesi haline gelmiş.
  • Her şeyi bilen çok fazla insan var.
  • Kendi çıkarlarını ilçesinin çıkarlarına üstünde gören insanlar var.
  • İş yapıyor gibi görünen fakat iş yapmayan insanlar var.
  • Bütün umudunu köprüye bağlamış insanlar var.

Benden bu kadar gerisi vicdanınıza ve aklınıza kalmış. Ben tüm bu yazılanları çürütebilirim diyorsanız. Hemen yazın. Gönderin. Yayınlayayım.

Serkan GÜZEL

Popularity: 1% [?]

 Ağın Kültür ve Sanat Sitesi Çağaları Unutmadı.

Web sitemizde çocuklara hitaben ne yapayım diye düşünürken.  Aklıma oyun eklemek geldi. Bu oyun her ne kadar çocuklara hitap etsede oyuna başlamaya görün kolay kolay bırakamazsınız. Kesinlikle deneyin derim. Hugo000000000

Oyuna indirmek için tıklayın

  • Oyun her bilgisayarda rahatça oynanır.
  • Boyut olarak azdır.
  • Ekran görüntüleri oldukça iyidir.
  • Oyun demo değildir. Süre sınırlaması olmadan oynayabilirsiniz.

İndirme İşlemi: Yukarıdaki linke tıklayın.Açılan Sayfadan Normal İndirmeyi seçin. Yukarıdaki geri sayma işlemi bitince. Yüklemek İçin Tıklayın.

Oyunu Kurmak İçin:  İndirdiğiniz sıkıştırılmış dosyaya sağ tıklayarak dosyaları çıkar diyin. Açılan dosyaya tıklayın ve ardından next-next işlemlerini takip edin.  Bu kadar.

Popularity: 1% [?]

Opsiyona Bak Hele

Dıș İșleri Bakanlığı sözcüsü bilmem kim buyurmuș ki, ‘Tahkim’e de gidebiliriz, La Hey Adalet Divanı’na da..

Bu da Dıș İșleri Bakanlığı’nın ‘opsiyon’ları arasında imiș.

Yani șu ünlü ‘Ermeni Soykırımı Yalanı’ var ya; onu uluslararası mahkemelere götürerek ‘tescil’ ettirebilirlermiș.

Bunların son ‘opsiyon’u, demek ki, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni uluslararası mahkemelerde ‘mahkûm’ ettirmek.

Bunu söyleyen, ona bunu söylettiren kim ise önce ‘Türk’ değildir, sonra ‘Cumhuriyet’ nedir bilmemektedir; daha sonra ‘Devlet’ nedir tanımamaktadır.

Ya da doğrudan ‘Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ düșmanıdır.

Kesinlikle abartmıyorum.

Bu yetkili, onun bakanı ve onun da bașbakanı eğer bu ‘opsiyon’u seçecek olurlarsa, yetmiș milyonluk Türkiye halkına ‘en büyük düșmanlığı’ yapmıș olacaklardır.

Aymazlık falan değildir sözkonusu olan..

Doğrudan düș-man-lık.

Çok bilene değil de, bir çobana soralım: 1914-1918 yılları arasında ne oldu?

Birinci Dünya Savașı.

Dünya Savașı da, kim kiminle savaștı? Esas olarak, İngilizler, Fransızlar ve Ruslar bir yanda Almanlar, Avusturyalılar ve Osmanlılar da öte yanda idiler.

Demek ki İngiliz ve Fransızlar zaten o günkü baș düșman olup mahkemelerin bașkanlığını alacaklardır.

O günlerde Osmanlı ile birlikte oldukları sanılan Almanlar, Belçikalılara, Hollandalılara, Danimarkalılra falan saldırdıkları için bu son gruptakiler de düșmanlarımız içinde sayılmayacaklar mıdır?

Sayılacaklardır.

Ve mahkemede görev alacaklar mıdır?

Alacaklardır.

Dönelim Avusturya’lılara; o zamanların Avusturya-Macaristan’ına; bunlar da Sırp, Romen, Bulgar ve Yunanlıları Osmanlıya düșman ettiler mi etmediler mi?

Ettiler.

Pekiyi bunlar da mahkemelerde görev alıp Türkiye Cumhuriyeti Devletini yargılama makamına oturtulacaklar mıdır?

Oturtulacaklardır.

Tanrı için, bugün dünyada Azerbaycan ve KKTC dıșında bugün Türkiye Cumhuriyeti Devletini savunmayı bırakın ‘hoș görecek’ bir Devlet, bir halk ve hatta bir ‘tanrı kulu’ bulabilir misiniz?

Bir ılımlı gâvur?

Bulamazsınız.

Eee nasıl oluyor da siz bu adamların karar verecekleri mahkemelere gidip, ‘biz Ermenileri kestik mi kesmedik mi’ diye sormayı tasarlıyorsunuz?

Hukuk mu dediniz?

Yani șu sizin Beșiktaș Hukuku gibi olanından mı?

Doğrudur, o gitmeyi tasarladığınız mahkemelerin ‘hukuk’u, tam da sizin ‘Beșiktaș Hukuku’ gibidir ve oralardan size ‘afferim’ çıksa da bize ‘beraat’ çıkmaz.

Göz göre göre Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluș sürecine ‘leke sürmeye’ çabalamaktan vazgeçin artık.

Bakanlık sözcüsü imiș.

Çobana sorsak ‘deli mi bu?’ der.

Demek ki bunların yapmayacağı delilik yok.

Bu kadarına da pes.

Düșmanlığın da bir sınırı olmalı.

Habip Hamza Erdem

Popularity: 1% [?]

Dut Ağacından Masa Yapmak

  Ağın’da kimse farkın da olmasa da bir halkbilimci yaşıyor. Soruyorlar sen ne okudun diye? -Türk Halkbilimi diyorum… EEE. Ne olacan şimdi [...]

Ağın Sandığa Ne Atar?

 AĞIN SANDIĞA NE ATACAK Bu yazıyı sandıktan ne çıkar diye merak edip okuyacaksanız boşuna okumayın çünkü bu amaçla yazılmadı. Bu [...]

Topaç Çevirmeyeli Kaç Yıl Oldu?

   Topaç Çevirmeyeli Kaç Yıl Oldu? Yıllardır çocukların elinde ne bir misket ne de bir topaç görüyorum. Bizim zamanımızın en [...]

Tolla Su İçerdik Bir Zamanlar

  Nerde bir tol görsem aklıma çocukluğum gelir. Her evde duvara asılı bir tol mutlaka vardır. Her çeşmenin başında bir [...]

HE Mİ YOĞ MU GÜNCEL ANAYASA TARTIŞMASI

Zamanın birinde Ağın’dan biri Erkan Yolaçın Evet, Hayır yarışmasına katılmış. Tabi Erkan Yolaç’ın tüm çabalarına rağmen bizim Ağın’lı ne evet ne hayır demiş

Güncel Meseleler

GÜNCEL MESELELER ÜZERİNE KISA YAZILAR KPSS (KAMUYA CEMAATTEN ADAM ALMA SINAVI)     Ülkemizde büyük bir işsizlik sorunu var. Milyonlarca [...]

Ağın’lı Tahtasız Hoca

  Ağın İlçe Halk Kütüphanemize Manas Yayıncılık tarafından birçok kitap hediye edildi. Kendilerine ilgileri için teşekkür ediyorum. Uzun süredir okumak [...]